YA YENİDEN YARATIRIZ TÜRKİYE’Yİ YA DA YIKILIRIZ…
Tuncay Özkan
İnancın ve güvenin çöktüğü, çökertildiği günlerden geçiyoruz. Türkiye ve Türk ulusu bütün vida ve somunları tek tek gevşetilerek bu noktaya getirildi. Dağılmaya, parçalanmaya, yıkılmaya hazır. Son ve ihtişamsız, sıradan bir sosyal olay, kimsenin beklemediği o dokunuş -ki Türk eliyle olacaktır- hiç umulmayan gürültüyü koparacak: Yıkılacağız. Bunu yüzyıldır bekleyenler var ve biz, bu belayı kendimiz ördük başımıza.
- Ne karamsar adamsın, niye bir diriliş, değişim ve doğuş değil de çöküş? O senin kendi çöküşün, diyenleri de duyuyorum. Keşke öyle olsa.
Sıradanlık insanların da, ulusların da sonunu getirir. Üretmeyen; sanat ve kültür, bilim ve ekonomi yaratmayan, hep aynı şeyleri yapan ama farklı sonuçlar bekleyenlerin durumu malumdur. Bu düzen değişmezse yaptığımız da malumun ilanından başka bir şey değildir.
İnsanlık onurunu, umudu, mutluluğu ve erdemi unutan, bunlar için kavga vermeyen uluslar da bireyler de yok olurlar. Umut ve mutluluk yaşamdan çıkar. Bir yerlerden borç alarak bunlara sahip olamazsınız.
Şeytan hep sıra dışı şeyler yapar. Ama şeytana kananlar hep aynı sıradanlığın esiridirler. Ahlak = insan onuru ve erdemi demektir. İnsan veya toplumlar ahlaklarını yitirdiklerinde birbirlerine inanç duymazlar: Güvenmezler. İnsan onuru yitti mi, sonrasının bir önemi yoktur. Yalan, yaşamın kendisi olur. Yalan her şeyi bitirir.
Özgürlük, haklar olmadan bir işe yaramaz. Hak ise sorumluluk olmadan geçerli değildir. Özgür, hakça ve sorumluluk bilinciyle yaşayan toplumlar geleceği kucaklarlar. Ahlaksızlık bunlarla yok edilir.
Özgürlük, hak ve sorumlulukla Türkiye için, ulusumuz için mücadele etmezsek, toplumsal sorumluluk duymazsak, yarın yoktur. Türkiye yeni bir toplumcu gerçekçilikle tanışmak zorunda. Yoksa…
Peki, ama bunları sadece birkaç kişi mi düşünüyor? Hayır. Size üç alıntı yapacağım. Birincisi, çok geç tanıdığım (öyle pişmanım ki) ama çarpılarak okumaya devam ettiğim Cumhuriyet aydını, ünlü mimarımız Doğan Kuban. Bizi, bize anlatmaya devam ediyor.
Diyor ki;
“İdeolojiler ne kadar parlak ve değişken olursa olsun, komünist, faşist, liberal, demokrat ya da dinci, imancı, kişiye karşı tavrın, ideolojik söylemlerle ilgisi olmayan, değişmeyen bir saygısızlıkla sonuçlandığına, kişi olarak insana saygısızlığın, söz ve şiddetten başlayarak, çok farklı biçimlerde sürüp gittiğine inanmak zorunda kaldım.
İNSANA VA YAŞAMA SAYGI
Son yüzyılın aydınlarının kötümserliği ile milyarların açlık hikâyeleri örtüştüğü zaman insanlık hissini yitirmemiş duyarlı insanlar karalar bağlıyor. Batı kültürü uygarlık teraneleriyle suçu kendi dışındakilere yüklemiş. Bugün dünyanın fakirlerini, Irak savaşını, Çin terörünü, insanların, hükümetlerin, polisin, güçsüzlere karşı tavırlarını, dünyanın neresinde olursa olsun izlediğimiz zaman insana ve yaşama saygının, çağdaşlığın ayrılmaz bir özelliği haline gelemediğini görüyoruz.
Gerçi böyle olduğunu Hintli ve Çinli düşünürler çok eski tarihlerde söylemişler. Fakat bugünkü iletişim dünyasında bunu her dakika izlemek olanağı var. Ve arkasından dövünseniz de, zorbalığın yanında olan, zorbalıkla yaşayan insanlar, gruplar ve toplumlar var. İran seçimi yeni bitti. Sincan olayları devam ediyor.
Bireyciliğe kesinlikle inanmış bir yazar olar Gide komünizm ve bireycilik arasındaki karşıtlığı nasıl çözeceğini bilemediği bir sırada yardımına Antoine De Saint Exupery’nin yetiştiğini söyler. Onunki basit bir formüldür. Antoine De Saint Exupery “İnsanın mutluluğu özgürlükte değil, fakat sorumluluğun kabulündedir,” der. Gide’nin söyledikleri insana saygılı aydında, Türkiye bağlamında da, bazı gerçekleri de yansıtıyor. Ve bize özgür olduğumuz oranda sorumlu olma yükünü de getiriyor.
SORUMLULUĞUN ÇÖKÜŞÜ
Özgürlüğün sorumluluk taşımayı içerdiğini vurgulayarak, bu sorumluluğun toplum yaşamında neredeyse unutulmuş olduğunu ve ahlaksızlık düzeyine ulaştığını vurgulamak istiyorum. Sorumluluk, yaşamı sorgulamaya başladığınız zaman çalışan bir mekanizmadır. Düşünce özgürlüğünün henüz gelişmediği bir sözde demokraside, ‘özgürlük ne işe yarar?’ diye düşünebiliriz. Fakat özgürlüğün gerektirdiği sorumluluk ne kadar önemli ise özgürlük için gösterilecek çabayı yönlendiren sorumluluk da o denli önemli.
Bu sorumluluk hissi, temelde insan kimliğine saygıdan kaynaklanıyor. O da yaşama saygının bir uzantısı. Onun da temelinde var olmak ve varlık var. Doğal olarak, sıradan insanın yaşamında bütün bu felsefi düşünceler yer almıyor. Ama ‘karıncayı ezmez’ gibi bir tavrın ya da bir fakire, bir hastaya, bir ihtiyara yardım etmenin arkasında varlığın yaratılmasına uzanan bütün zincirleme ilişki var. Ne var ki dinsel inançlar, felsefi yorumlar ve ideolojiler bir yandan yaşama saygıya temel olurken bir yandan insana saygısızlığı körükleyen davranışlara neden olabiliyorlar.
Biz cehaletin yarattığı bir yalan dünyasında yaşıyoruz. Söylendiği zaman kimsenin reddedemeyeceği insanlık ve ahlak dışı fakat sorumluların ve aydınların sözünü etmedikleri sayısız olgu var. Söz edildiği zaman ise bunun dile getirilmesinden, yorumundan korkan kör, sağır ve dilsiz bir adam türü yarattı yaşadığımız dünya. İnsan yaşamına, doğru bellediğimiz davranışlara uzanan ve neredeyse doğal bir statü kazanan kuralsızlık ve ahlaksızlık giderek artıyor.
KENDİ TOPLUMUMUZU SORGULAYALIM
Yüzde altmışı yasadışı yapılarda oturan bir toplum sorumsuz mudur, çaresiz midir? Yasadışı mıdır? Ahlaklı sayılabilir mi? Yılda 2 milyar dolar elektrik kaçıran bir toplum ahlaklı mıdır, yasadışı mıdır? Ulusun kan damarına yapışmış bir sülük gibi kanını emen sıcak para, kara para denen açık sömürüye vurdumduymaz bir toplum sorumlu mudur, ahlaklı mıdır? Çaresiz midir?
Liselerinden birinci çıkıp üniversiteye giremeyen, üniversite sınavlarında on binlercesi (0) çeken lise mezunları üreten bir toplum sorumlu mudur? Çaresiz midir? Aptal mıdır?
Bütün bunları seyrederek politik yaşamlarını sürdürenler ahlaklı mıdır? Yasadışı mıdır? Çaresiz midir? Bütün bunları ve daha binlercesini tanık olup sesi çıkmayan gazete sayfalarını dolduran laf ebeleri ahlaklı mıdır? Çaresiz midir? Ekonomik denetimsizliğin ve yasasızlığın hesabını tutmaktan kaçınan ya da tutamayan allameler, sorumlu mudur? Çaresiz midir? Ahlaksız mıdır?
Dünyanın en güzel ülkelerinden birinde oturup onu kirleten, soyan, doğasını ve tarihini tahrip eden ve sabahtan akşama kadar şikâyet eden, fakir ve cahili bol, dünya çapında zengin holdingleri olan, sokakları, çarşıları, tatil yerleri dolu, tıbbı ileri fakat hastanesi az, üniversitesi çok, okumuşu sınırlı, camisi ve kahvesi çok, okulu az bu toplum sorumsuz mudur? Çaresiz midir? Aptal mıdır?
Kurtuluş Savaşı denen eşsiz mücadeleden, bugünkü Cumhuriyeti çıkarmış, okuma yazma bilmeyen köylülerden iktidarlar yaratmış bu mucize devlet bu kadar çok olumsuzluğu barındırıp yine de yaşamaya devam ediyorsa, dinamizmi ve yaşam gücü yadsınamaz.
Yasasızlık, kuralsızlık, vurdumduymazlık, nemelazımcılık ile dolu bu dünyadan yakınanların her köşe başını tuttuğu toplumsal yaşamımızda güveneceğimiz güç yine bu dinamizm ve toplumsal potansiyeldir. Olasılıkla binlerce yıldan bu yana dile getirilen, insanın temelde iyi olduğuna ilişkin sonsuz eski bir inanç da geleceğe güvenle bakmak için bir dayanaktır. Fakat ‘Bana ne!’ davranışı kuşkusuz bir uygarlık ifadesi değildir.” [1]
İkincisi de hayranlıkla izlediğim bilim insanımız, aydınımız Prof. Dr. Celal Şengör. “Çökmekte Olan Toplum Emareleri” başlıklı yazısında ki saptamaları şöyle;
“Çökmekte Olan Toplum Emareleri
Bilgisayarıma internetten bir mesaj geldi: Arkeologlar Derneği kapanma tehlikesiyle karşı karşıyaymış. 1986’da Jeoloji Kurumu bazı sivri akıllı üyelerinin oyuyla fazla burjuva olduğu gerekçesiyle kendi kendini kapatmıştı! (Fıkra gibi geliyor, değil mi?) Bugün Jeomorfoglar Derneği’nin bir tek adı kaldı, kendisi fiilen yok.
Toplumbilim kurumlarını istemiyor. Zaten toplumumuzun yarıdan çoğunun bilimden çok din kitaplarına inandığı yakında yapılan sosyolojik bir saha çalışmasıyla ortaya çıkmıştı…
Sosyolojik saha araştırmasından çıkan en önemli sonuç, toplumun bireylerinin birbirine güvenmemesidir. Uzun zamandır çevremdekilere şu gözlemimi aktarıyorum: Dünyada pek çok toplum içinde çalıştım; üstelik muhtelif milletlerin köylüsünden kralına kadarını tanıdım. Hiçbir yerde Türkiye’deki kadar insanların yalan konuştuğunu görmedim. O kadar ki, geçenlerde bir gazeteci dostuma bana verilen bir sözün tutulmadığını bildirirken, «Zaten beklemiyordum» dediydim, «bu ülkede bir kişinin verdiği sözü tutmasını beklemek, akrepin sokmamasını beklemek kadar gayritabii olmuştur.» Bu hem yalanı söyleyenin aptallığını, hem de karşısındakine en küçük bir saygı duymadığını göstermektedir. Karşısındakine saygı duymamasının nedeni, kendisine olan saygısının sıfır olması, kendisinin de hiç kimseden saygı beklememesidir…
Roma İmparatorluğu insan uygarlığının ilk büyük dünya devletiydi ve yarattığı Pax Romana (Roma Barışı) ile geniş sınırları içerisinde yaşayan insanlara uygar bir yaşam imkânı vermişti. Roma’da şehirler temiz ve güvenceli, şehirler arası yolculuk devrin teknolojik imkânlarına göre rahat ve emindi. Postaya ve nakliye imkânlarına güven tamdı.
Ancak imparatorluk sınırlarına dayanan barbarların imparatorluğun ekonomik gücünü kemirmesi, bunun sonucu bir cahiller sınıfının oluşması ve sonunda bu cahiller sınıfına Ortadoğu’dan ithal edilen ve kendini tanrının oğlu zanneden bir meczup tarafından yaratılan zırva bir düşüncenin egemen olması, Edward Gibbon’un daha on sekizinci yüzyılda göstermiş olduğu gibi, muhteşem Roma’nın sonunu hazırladı.
Tüm ortaçağ tarihi Roma’nın yavaş yavaş çöküşünün tarihidir. 1453’de İstanbul’u fethini biz Önasya Türkleri, Orta Çağ’ın sonu sayarız. Sırf bu açıdan, Roma’nın resmen ortadan kalktığı tarih olması bakımından, bu kabulde bir haklılık yanı vardır. Ama insan toplumunun düştüğü belki de en alçak düzeyi temsil eden Avrupa ortaçağı’nın bitişi olan Rönesans, gerçek bir yeniden doğuştur. Rönesans her şeyden önce insan onur ve haysiyetinin, insan aklının ve marifetlerinin öne çıktığı bir dönem olarak yepyeni bir çağı müjdelemiştir.
Bugün benim ülkemde gördüğüm şey ise, Roma’yı kemiren Ortadoğu masalının bir başka şeklinin peşinde halkımın nasıl giderek insan onur ve haysiyetinden uzaklaştırıldığı ve Avrupa ortaçağına benzer bir cehalet ve pespayelik ortamına itildiğidir.”[2]
Ve, mahalle baskısı araştırması yaptı diye başına gelmedik iş kalmayan bilim kadını Prof. Dr. Binnaz Toprak. İhlas Holding tarafından yapılan “Güzel Şehir” villa evler sitesinde yok edilen havuzla ilgili diyor ki Milliyet gazetesi 1 Ağustos 2009 Cumartesi günü;
“Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Binnaz Toprak, Güzelşehir’deki havuz probleminin, Türkiye’nin yaşam tarzı açısından ne kadar bölündüğünün göstergesi olduğunu belirtti. Toprak, “Herhalde herkesin kurtarılmış bölgesi olacak, izole bir şekilde oralarda yaşayacağız” dedi. Açık Toplum Enstitüsü’nün desteğiyle geçen yıl Toprak’ın sorumluluğunda yapılan “Türkiye’de Farklı Olmak – Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler” adlı araştırmada çıkan, “muhafazakâr kesimin de mahalle baskısı uyguladığı” yorumu tartışma yaratmıştı.
“Öyle bir efsane var, muhafazakârlar üstünde laikler baskı yapıyor. Ama, bunun tersi de söz konusu. Birtakım yerlerde mini etekle dolaşamazsınız. Hatta kısa kollu bile gezilemeyecek yerler var. Giderek daha keskinleşiyor. Eskiden bu kadar keskin değildi. Daha iç içe yaşanılıyordu. Hatta sınıflar arasında bile bu kadar yoktu. Herhalde herkesin kurtarılmış bölgesi olacak, oralarda yaşayacağız bundan sonra. İslami kesimin gittiği siteler, alışveriş merkezleri, laiklerin gittiği siteler gibi... İzole şekilde yaşayacağız.”
“Yaşam tarzları o kadar farklı ki, ne İslami kesim gözlerinin önünde bikiniler giymiş insanların havuza girmesine tahammül ediyor... Ki, bu da önemli. Çünkü, bugüne kadar hep laik kesimin İslami kesim üzerindeki baskısından bahsediliyordu. Tersini pek kimse görmüyordu ama tabii ki mevcut. Laik kesimin sitesinde de birisi haşemayla girse, orada da kıyamet kopar. Bu, Türkiye’nin yaşam tarzı açısından da ne kadar bölündüğünün göstergesi. İnsanların bir arada yaşamasının giderek güçleştiğinin göstergesi. Bunu söylediğinizde, insanlar ‘Yok canım, bütün bunlar elitlerin kafasında, halkımız pekala yan yana gelip güllük gülistanlık yaşıyor’ diyor. Ama, pek böyle değil açıkçası. Karışık yaşam tarzları yok. Sitenin birtakım insanlar rahatsız oluyor diye havuzu süs havuzuna çevirememesi lazım. Başında ilan eder, ‘Burası süs havuzu der’, siz de ona göre karar verirsiniz. Burada hukuki bir olay, bir kandırmaca da var. Eğer dava açarlarsa kazanırlar diye düşünüyorum.”[3]
Bu noktada Türk aydını, hep yaptığını yapar. Ya sahibinin sesidir, ya rüzgârgülü. Ama artık son göründü.
Türkiye’nin borçlanma ekonomisinin sonu göründü.
Dışa bağımlılığın sonu göründü.
Eyyamcılığın sonu göründü.
Hıncal Uluç gazetecilik yapın diye yazdı.
Yanıtlardan gazeteciliğin sonu göründü.
Şimdi, tam zamanı yiğit olmanın.
Şimdi, tam zamanı, meydanların dile gelmesinin.
Yeni, yepyeni başlangıçların zamanı.
Gelinciklerin zamanı.
Şimdi değilse ne zaman?
Kimseden mesaj beklemeyin.
Gelmeyecek.
Mesajı siz vereceksiniz.
Ya Türkiye’nin, bu ulusun, “özgürlüğünü”, “hakkını”, “toplumsal sorumluluğunu”, “gerçeklerini”, “AHLAKINI”, yeniden yaratırız. Yıkarız bu yeni denilen meskeneti. Ya da yıkılır başımıza tarih, ezer geçer hepimizi.
Tuncay Özkan
Yeni Parti Genel Başkanı
 |
| Yorum Yapmak İster Misiniz? |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
N.Aydın AHMETOĞLU - 2010-04-09 02:20:50 şimdi bir yaz akşamındayız. geceyi aydınlatan, ay ışığı ve ateş böcekleri. biliyor musunuz? Ateş böcekleri götünden ışık saçar. çocuklar kovalar merakından, büyükler bilir onların ne olduğunu! oysa aydınlık güneştir. güneşi hapis edemezsin, zapt edemezsin. silivride öyle bir kütüphane kuruldu ki Dünya da eşi benzeri belkide hiç olmayacak. "beyin kütüphanesi"Uyuyup beklemiyorum sabahı, ufka yürüyorum, ateş böceklerinin arasında.çocuklar da gelecek peşimden, güneş doğarken ateş böcekleri saklandığında. n.aydın ahmetoğlu - 2010-03-27 02:13:24 TBBM Kürsüsünde bakanlık bütçeleri yada yatırımlar! konusunda rakamlarıntürk lirası olarak değilde abd doları olarak açıklanması abesle iştikaldir.bu konuda kanun düzenlenmesi, hiç olmazsa bakanlıklar ve belediyeler bütçelerini tl olarak açıklaması sağlanır. böyle bir kanunda utanç verici amaTÜRK MİLLETİNİN onurunu korumak adına da zorunlu olduğunu düşünüyorum.n.aydın ahmetoğlu - 2010-02-21 02:07:07 istanbulun yedi tepesine BAYRAK diktiler. BAYRAK bizim İstanbul bizim bizi içerden fethettiler kan damlıyor BAYRAKTAN kan BAYRAK yara almış sol yanından korkmayın baş kaldırmaktan korksun gaflet ve hıyanet içinde olanlarkemalo lokurlu - 2010-01-11 13:11:47 sayın tunçay özkan sizler orada demokırası vatan severlik müçadelesi veriyorsunuz sanmayınki sizleri unutuk sizleri unutmak demek vatanın unutmak demektir sizleri unutmak demek vatanına ihanet etmek demektir bir gün gelirki o silivri kampusu adı deyişir silivri demokırasi kampusi olur çünkü orada demokırasi muçadelesi veriyorsunuz faşizime karşı orada bir ulusun kurtuluşu için bir muçadele veriyorsunuz .sizleri unutmak ne mümkün sonuna kadar sizlerin yanındayız .cesur yürekli dostlar.şerife benli - 2010-01-04 12:01:40 CESUR YÜREKLİ BAŞBAKANIM YANINDAYIZ HER ZAMANELVİDE ŞAHİN - 2009-12-27 20:40:47 AŞKOLSUN SANA AŞKOLSUN,DURUŞMAYI İZLEYENLERİN GÖZÜNDE DAHA BİR DEVLEŞTİN,HEYETE HUKUK DERSİ VERDİN,SENİ ÇOK SEVİYORUZ ÇATAL YÜREK HEMDE HERGÜN ÇOĞALAN BİR SEVGİYLE...İYİKİ SENİ TANIDIK,SENİ TANIMAMAK ÇOK BÜYÜK BİR KAYIP OLURDU,SENİ TANIMAYANLAR ÇOK EKSİK KALDIKLARINI BİLMELİLER...İYİKİ VARSIN VE HEP BERABERİZ...alkan - 2009-08-14 09:56:48 aslinda ise su yöndende bakmaz gerek..degermi bizler gibi sayisi az olan bir kesim bu topraklar icin kendimizi böyle paraladigimiz? bu topraklarda sadece BIZ mi yasayacagiz? Degermi acaba bunca örümcek kafalilar icin böyle kendimizi yipratmak? Aslinda birakacaksin daha da dogrusu bu zihniyeti destekleyeceksin ki bir an önce bizi carmiga gersinler.. iste o zaman görmek isterim bu kendini birsey yaptiklarini sanan beylerin yüz ifadesini..deniz kalkan - 2009-08-12 13:26:01 Hayir!!!Atatürkcü arkadasim yaniliyorsun..Gelecek bizim!bu topraklar dualanmis, Kurtulus savasinda verilmediki simdi üc bes kendini bilmezemi verecegiz... Inanin bana, tekrar ediyorum bu topraklar kutsal topraklar. Sehit kaniyla savunuldu, dualanmis topraklar.. Bir güc vaar bu topraklarda, sadece türkler icin olacak bu topraklar. Inanin bana, ATATÜRK de dahil bunun icine. Tek bir insan fikrinden dogan mucize yaratarak, halkin yarisi savasa girmeden pes etmisken yinede umutsuzluga kapilmadan her gönüllüyü, vatanseveri seferber edip inanilmasi gücü basrmadimi???Bunda bir manevi gücün olduguna mantik ortak olmuyormu???Biz bu kara günlerden daha da güclü cikacagiz...Buna inancim sonsuz, cünki dogada herseyi dengeleyen bir terazi var.. Bu dengesizlik de son bulacak..inanin buna!inanin kendinize, inanin dogadaki güce..adaletin ayagi topaldir, gidecegi yere gec de olsa varir..Bu topraklar sehit kani icmis ve dualanmis...Korkmayin karanliktan, cesur yürekler ciksin, haykirsin günesin dogacagini...Doğan Güneş - 2009-08-11 23:54:53 KARANLIĞIN EN KOYU OLDUĞU ANDA MIYIZ?,YOKSA DAHA DA MI KARARACAK ORTALIK..?CAN YAKIYOR ZALİM;BİLMİYOR, DEVRAN DÖNER;GÜN AĞARIR, LAMBA SÖNER.ÖDÜ KOPUYOR GÜNEŞTEN.KAPATIYOR GÖZLERİNİ KARA, KARA.VATAN,MİLLET DİYORLAR;PARA VAR MI DİYOR BU İŞTE, PARA?DÜŞMAN, DİYORLAR, DAYAMIŞ BAĞRINA VATANIN HANÇERİNİ;SAPI ALTINDANSA DİYOR, NE GAM;YÜZECEK HALİ YOK YA, DERİNİ..NE DERİ KALDI, NE ET DİYE ÇIRPINDIKÇA BİZ;ABARTMAYIN;DİYOR, TEK KAHRAMAN SİZ MİSİNİZ..TÜM YÜREĞİMİZLE HAYKIRIYORUZ:"EVET TEK KAHRAMAN BİZİZ;AMA BİZ ASLA TEK DEĞİLİZ." filiz öğretmen - 2009-08-11 18:48:41 Ne olur umutsuzluğa kapılmayın. Hepimizin umuda ihtiyacı var. Öleceğiz ama yeniden de dirileceğiz. Bu ulus ne yazık ki son ana kadar derin bir uykudadır.Uyandıracağız ,çünkü çocuklarımı öyle yetiştiriyorum. Benim gibi nicesi de öyle..Biraz daha sabır..Saygılarımla...DEMET CESURER YAVUZTEKİN - 2009-08-10 15:11:17 HAKLISIN ÇATALYÜREK. MESAJ BEKLEMENİN ZAMANI DEĞİL ARTIK. RÜZGARA KARŞI DİMDİK DURMANIN VAKTİ.BU DA GEÇİNCE VAAAH DEMEMEK İÇİN HAYDİ ŞİMDİ. GELİNCİK GELİNCİK YENİDEN HERYERİ KIPKIRMIZI BOYAMAYA...HAYKIRMAYA GÜCÜMÜZ YETTİĞİNCE...SAYICA AZ OLMADIĞIMIZI BİLDİĞİMİZ HALDE DAHA NE BEKLİYORUZ Kİ...ONLAR SAAT SAAT NAKIŞ İŞLER GİBİ YENİ ETÖ SAÇMALIKLARI İLE SİZLERİ ORDAN ÇIKARMAMANIN YOLLARINI YARATIRKEN BİZ SADECE KLAVYE BAŞLARINI TUTMUŞUZ, OLACAK İŞ Mİ BU???VATAN-NAMUS-AHDE VEFA İÇİN , TÜRKİYE CUMHURİYETİ'MİZİN ELİMİZDEN KAYIŞINI DAHA FAZLA İZLEMEYE TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI HELE DE SİZLER ORADA İKEN. BİR HAFTADIR 38 YORUM AMA SES SEDA HALA YOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOKKKKKKKKKKK !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!HERKESİN SESİ KENDİNE DÖNÜYOR UYANIN YEEEEEEEEEETTTTTTTEEEEEERRR====================================================Halit ŞENER - 2009-08-10 09:32:48 Sayın Tuncay ÖZKAN bu yazısıylada düşünce,eylem ve beyin gücüne sahip bir istisnai bir kişi olduğunu ortaya çıkarmıştır.Tuncay ÖZKAN'lar Türkiye'de azdırlar ve dağınıktırlar,yada baskı altındadırlar.Zaten az ama öz kişilerin teşkilatını yaratacak bir mekanizma kurulmuş olsaydı Türkiye sadece halka dinin yedirildiği bir sofra haline getirilmezdi.Karl Marks diyor ki,ne kadar azsan o kadar çoksun demektir.İşte Türkiye'de aydını aydın yapacak bu sorumluluk bilinci ve özgürlük isteği olmadığı için aydın mı yoksa cahil halktan biri mi çok kişinin meskenedi nedir bilinmez.Sorumluluk bilinci ve özgürlük isteği şuuruna sahip olmayan bir toplumda yığınların bir alanda sallanarak yürümeleride bir çözüm değildir ve olmamıştır.Roma Uygarlığını cahil barbar yığınları yıktılar,Türkiye Cumhuriyeti Uygarlığıda yine cahil dinci halk sürüleri tarafından yıkılmıştır.Bu halkın cahil ve gerici egemenleri siyasette,medyada,iş aleminde,bürokraside,dernek ve cemaatlerde çok büyük karşı devrimin değirmenine su taşımışlardır ve su taşımaya devam ediyorlar.Türkiye'de Cumhuriyet Uygarlığını yeniden yaratmak için gerçek Atatürk Devrimcisi aydınların bu dine imana sevk edilen zır cahil halkı özgür düşüncenin mesuliyetiyle eğitmeleri ve yeni bir kuşak yaratmaları şarttır ama maalesef ufukta ışık görükmüyor,çünkü bu çağ insanı ya sömürüyor,yada insanın beynine din adına öldürücü bombalar patlatıyor,maalesef insanın olmadığı bir çağda insanlık onur ve şerefide yaşatılamaz ancak Tuncay ÖZKAN'lar bu gün birkaç kişi gibi görünebilierler ama İnsanlık tarihi tek başlarına medeniyet mücadelesi veren nice tekbaşına insanların eşsiz zaferleriyle doludur.Tek umut ve tesellimizde budur.Metin DURBAL - 2009-08-09 20:25:09 BİZ yeniden yaratmak için bir araya geldik,yıkılmak demek yok olmak demektir.Yıkılmamak,yok olmamak için gücümüze güç katmalıyız,birlik olmalıyız,kenetlenelim birbirimize ve sayımızı artırmak için çaba sarfedelim bu arada ayrılıklara,kırgınlıklara da yer vermeyelim. AYDINLIK bir TÜRKİYE için mücadele ederken Tuncay ÖZKAN ve diğer aydınları,ülkesi için birşeyler yapmak isteyenleri susturmak için Silivriye hapsettiler. BİZ e düşen görev yılmadan,azimle mücadelemize devam etmektir.GÜNEŞ doğmak üzere AYDINLIK yarınlara hep birlikte el ele yürüyelim.GENÇ MUSTAFA KEMAL - 2009-08-08 23:22:32 ATATÜRKÇÜLÜK ADINA UMUDUNUZU KAYBETMEYİN ATATÜRK ÜSTÜN DEHASIYLA BUGÜNLERİ BİZE TAA DÜNDEN HABER VERDİ BURSA NUTKUYLA ARTIK BURSA NUTKUNUN GEREKTİRDİKLERİNİ YERİNE GETİRME ZAMANI ARTIK YUMRUĞUUZU SIKMA ZAMANI ...... ............ BU YOLDAN DÖNEN KALLEŞ OLSUN............elvide sahin - 2009-08-08 17:22:28 Sayın Tuncay Özkan;hep koca bir çınar, yiğit bir gazeteci, ''BİZ''lere ışık veren ışık hep öyle kalacak.....................................................................Suyu, rüzgarı,güneşi ve havası kesilse de hep koca bir çınar olarak hayatımızda olacak..Ve bu günler günler geçecek.......................................Yoksa o kitapları yazabilirmi?...................................................................aşkolsun sana koca çinar aşkolsun,hayatının geri kalan kısmı mutlulukla dolsun,gönlünden geçen her arzun gerçek olsun.........................................ata - 2009-08-08 12:00:19 YA HEPİMİZ KAZANACAĞIZ YA DA HEPİMİZ YOK OLACAĞIZ.AMA ŞİMDİKİ GENÇLERE BAKTIĞIMDA RUHSUZ GELİYOR BANA.HİÇBİRŞEYE HİÇBİR TEPKİ YOK. BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN ŞEKLİNDE YAŞIYORLAR.KIZ VEYA ERKEK ARKADAŞLARIYLA DOLAŞMAK BAŞKA BİR ŞEY YOK.ANNELER BABALARDA YA MAGAZİN PROGRAMLARI YA DA YEMEK PROGRAMLARI SEYREDİYORLAR.ATATÜRKÜ SADECE MİTİNGLERDE DÜŞÜNMEK OLMAZ.Nilgün Öz - 2009-08-08 00:43:36 "Ahlakın ve erdemin bittiği yerde mücadele olmaz" bunu dile getirmeniz bile çevrenizdekilerin mimiklerinde biraz olsun utanma yeteneğinin kaldığını gösreriyor.Vatan, namus , ahdedevefayı bilenler ise yıkılsa da dirilip Devletimizi yeniden Atatürk'ün adıyla kurarız Cumhuriyetimizi.Elvide Sahin - 2009-08-07 21:03:37 SAYIN GENEL BAŞKANIMIZ, HALA KOCA BİR ÇINAR..BU OLUŞUM BAŞARISIZLIĞA UĞRARSA BUNUN SORUMLUSU''BİZ''AİLESİ OLACAKTIR,SAYIN TUNCAY ÖZKAN DEĞİL(GERÇİ BAŞARISIZLIĞA UĞRAYACAĞIMIZA ASLA İNANMIYORUM,BAŞARACAĞIMIZA İNANCIM HEP TAM OLMUŞTUR,HEP TAM OLACAKTIR.) O ZAMAN''BİZ'' AİLESİNE (HİÇBİR KATKIDA) BULUNMAYIP SADECE (LAF ÜRETENLER)şapkalarını önlerine koyup iyice düşünsünler,ektikleri nifak tohumlarının ne işe yaradığını BELKİ O ZAMAN ANLARLAR!..Elvide Sahin - 2009-08-07 20:47:48 Tutuklu olmasına rağmen,Sayın Tuncay Özkan'ın azmine ve dayanma gücüne hayranım,''BİZ''lere verdiği bilgiler için ayrıca teşekkür ederim...Bütün ''BİZ''lere birşey sormak istiyorum?..''BİZ''neden açlık grevi yapan ''ÖĞRETMEN''lerimize destek olmuyoruz?,,Onları neden yanlız bırakıyoruz?.. (Site içinde dedikodu yapmakdan daha hayırlı bir iş yapmış olmazmıyız?)hasret - 2009-08-07 18:57:11 Gerçekleri söylemek karamsarlık değildir.merve deniz - 2009-08-07 17:12:09 Ey Tuncayim ey, koca bir cinar idin sen. Suyunu kestiler,gunesini ,ruzgarini kestiler.Kurumani istediler. Kokunu de baltalarla yaraladilar.Bakalim O karanliklarda, baltalarla, susuzlukla,havasizlikla ne kadar yasayacaksin. Sen giderken arkanda biraktigin kitleler olu topragi serpilmiscesine uyuyorlar.Elde kaldi bir avuc BIZ. Bakalim sonumuz ne ola.Allaha emanet.BAĞIŞ... - 2009-08-07 13:18:53 Sevgili Dostlar,Ayakta kalıp,mücadelemizi omuz omuza sürdürebilmemiz için para da gerekiyor unutmayalım.Kanaltürk ün nasıl satılmak zorunda bırakıldığını onca çalışanın aylarca hiç maaş almadan nasıl canla başla çalıştığını unutmadık değil mi?Ama kiralar,telefon,elektrik,su,..... Kim nasıl ödeyecek tüm bunları.Bizi,düşüncelerimizi temsil eden bu insanlar,bu kurumlar nasıl ayakta kalacak?Haydi dostlar,Yeni Parti nin web sayfasında bağış yeri var...Sen ben o ;ne verebilirsek....Damlaya damlaya...KİMSE YIKAMAZ BİZİ...EL ELE VERELİM DOSTLAR...AYŞE OĞUZ - 2009-08-07 12:23:45 Tuncay Özkan'ın yazısında asla karamsarlık yok.Yapılması gerekeni yapılmazsa olucağı çok güzel anlatmış.O kahramanların yaratıldığı topraktan olduğu için karamsarlığa kapılmaz.Umutsuzluk nedir bilmez.Sonuna kadar mücadele etmekten dönmez.Onun peşine düşmemiz ve onu önderimiz görmemiz bu yüzdendir.İçinde bulunduğu sıkıntılı koşulları,şeytan azapta gerek hesabı ona reva gören karanlığın bekçilerinin yaptıklarında şaşılacak bir taraf yok.Onlardan başka türlüsü beklenemezdi zaten!Kalleşçe vurmak!sinsice saldırmak!iftiralar düzmek!Ellerine geçirdikleri devlet gücünü kötüye kullanmak.Hep tarih boyunca karanlığın yaratıklarının Işığın elçilerine uyguladıkları yöntemlerdir.Tuncay Özkan bunu gayet iyi bilir.O yüzden dimdik,ayakta,hiçbir şeyden korkmadan o zavallılara istihzayla bakarak tarihin derinliklerine ancak kahramanlara yakışan bir iz bırakır.Arif - 2009-08-07 00:00:51 "Türk milleti gariptir; her lafı kaldırmaz. .bne dersin kızar da s.kersin aldırmaz." diyor ya Neyzen Usta, ne de haklı sitemi. Ya yeniden yaratırız bu ülkeyi, ya da yıkılacağız, yok olacağız o olacak.canımsınız.... - 2009-08-06 19:13:35 dayanın tuncay bey..biliyorlar ki...geleceğin başbakanı siz olacaksınız..bundan kaçamayacaklar......ve ne pahasına olursa olsun memleketimiz.. aydınlığa kavuşacak...ilhan demir - 2009-08-06 19:03:48 Türkiye, Kuzey Irak ve Kibris cephelerinden tehdit edilirken, içerden de vurulmaktadir. ülkemizi içerden hançerleyen “Derin devlet”in basinda, ABD’nin Büyük Ortadogu Projesi görevlisi Tayyip Erdogan, Fethullah hoca ve Emniyet içine yuvalanmis Fethullahçi ekip bulunmaktadir.- Altuntas, Susurluk olayinin aktörleri arasindadir. Denizli’de Emniyet Müdürü iken pek çok suça karisan iki PKK itirafçisiyla iliskisi yüzünden sorusturma geçirmis, açiga alinmis ve ardindan da kizaga çekilmistir.- Murat Demir ve Murat Ipek adli itirafçilarin DEHA TV’yi kursunlamakta kullandiklari kalasnikoflarin Terörle Mücadele Subesi’ne ait 78GF6161 seri no.lu silahlar oldugu sorusturma sirasinda belirlenmistir.- Iki PKK itirafçisi 13 Subat 1997’de DEHA TV’de yaptiklari açiklamada “Sizin televizyonunuzu biz taradik. Denizli Emniyet Müdürü Necati Altuntas’in ve polis teskilati bize yardimci oldu” demislerdir.- Itirafçilar 40 gün boyunca Denizli’de kaldiklarini, bazi isadamlarindan tehditle para istediklerini, HADEP Yöneticileri ve dönemin Kürt kökenli belediye meclis üyesi Yavuz Altinmakas aleyhine suikastler planladiklarini ve Denizli’de bulunduklari sürece Denizli Polisevi’nde barindiklarini anlatmislardir.- Bu olay TBMM’de kurulan Ugur Mumcu Komisyonu’nun raporuna da yansimistir. Raporun 32 no.lu paragrafi söyledir: “Denizli Cumhuriyet Bassavciligi, 21.03.1997 tarih ve 1997/497 sayili yazilariyla, Denizli DEHA Televizyonu’nda Murat Ipek ve Murat Demir isimli iki itirafçi ile yapilan röportajdan sonra, Denizli Emniyet Müdürü Necati Altuntas ve 4 Emniyet görevlisi ile itirafçilar hakkinda hazirlik sorusturmasi yapilarak gereginin ifasi için Izmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Bassavciligi’na gönderildigi ifade edilmistir. (EK:11/292)”- Altuntas’in adi 1987’de ortaya çikan MIT Raporu’nda da geçmektedir. Altuntas o dönemde karistigi olaylar nedeniyle dönemin Emniyet Genel Müdürü Saffet Arikan Bedük tarafindan baska ile tayin edilmistir.- Altuntas, Denizli’de görev yaptigi sirada Isçi Partisi’ne karsi da çesitli yasadisi uygulamalarda bulunmustur.- Emniyet Genel Müdürlügü makami 6 ayi askin süredir “bos” bulunmaktadir. Bu görev, yukarida sayilan eylemlerin içerisinde yer aldigi için “açiga alinan”, “yargilanan” Necati Altuntas tarafindan yürütülmektedir.Isçi Partisi Genel Baskani Dogu Perinçek 2 Subat 2007 (Bugün) Partisinin Istanbul Il Merkezi’nde bir basin toplantisi yaparak Emniyet Genel Müdür Vekili Necati Altuntas hakkinda önemli açiklamalarda bulundu. Perinçek’in açiklamasi söyle:TÜRKIYE IÇERDEN VURULUYORTürkiye, Kuzey Irak ve Kibris cephelerinden tehdit edilirken, içerden de vurulmaktadir. ülkemizi içerden hançerleyen “Derin devlet”in basinda, ABD’nin Büyük Ortadogu Projesi görevlisi Tayyip Erdogan, Fethullah hoca ve Emniyet içine yuvalanmis Fethullahçi ekip bulunmaktadir.Halen Basbakanlik Makami’ni isgal etmekte olan Recep Tayyip Erdogan, Hrant Dink cinayetine iliskin açiklamalari sirasinda, bu olaydan “Derin Devlet”i sorumlu tutarak siyrilmaya çalisti. Oysa, Hrant Dink cinayeti sonrasinda ortaya çikan bütün bulgular, Emniyet teskilati içerisindeki “Fetullahçi yuvalanma”yi gözler önüne seriyordu.“Hasiralti edilen bilgiler”, “Emniyet Genel Müdürlügü Istihbarat Sube Baskani Ramazan Akyürek’in Fetullah sicili”, “Emniyet Müdürlügü içerisinde olusturulan yasa disi operasyon ekipleri”, “suç isletilip, yargidan kaçirilan abiler”, bu olgulardan bazilaridir.Bunlar tesadüf degil elbette. Çünkü, Tayyip Erdogan’in Emniyet Genel Müdür Vekili olarak tayin ettigi kisi, “PKK itirafçilarini suç islemeye azmettirmek” nedeni ile saibeli bulunuyor.Üzerinden 10 yil geçtigi için hafizalardan silinen ve halen Emniyet Genel Müdür Vekili sifatini tasiyan Necati Altuntas’a iliskin olaylari kamuoyuna hatirlatalim:ilhan demir - 2009-08-06 18:54:07 Sabetay Sevi...1626’da Izmir’de dogan bir Yahudi.1665’de kendini Mesih (kurtarici) ilan edip taraftarlar toplayarak Osmanli’daki kamusal düzeni tehdit etti ve solugu Saray Mahkemesinde aldi.Mahkemenin karari:Mesihlik iddialarindan vazgeçmezsen öldürüleceksin. Buna mukabil dininden vazgeçip Müslüman olursan bagislanacaksin.Sabetay canini kurtarmak için dininden vazgeçmis gibi göründü ve güya Müslüman olarak Mehmet Aziz Efendi adini aldi.Bu olaydan sonra Sevi yandaslarina ya da onun gibi seklen Müslüman olanlara “dönmeler” nitelemesi yapildi.Tesbihde hata olur mu bilmiyorum ama ben bu sabetayist dönmeler ile bizim neo-islamci dönmeleri sekil olarak bir görüyorum.Peki neo-islamci dönmeler kim midir?Takiye yapip gerçek gündemlerini gizleyenlerdir.Daha açik tarif ile AKP cenahidir.Neyi mi gizliyor AKP?Rövans alma duygusunu.Dahasi, devleti topyekün ele geçirme amacini.Bunu yaparken kendini Sabetay Sevi’nin dönmeleri gibi gizliyor. Daha vahim olani ise, amacina erismek için Türkiye üzerinde hesaplari olan emperyal güçlere kendini kullandiriyor.Peki degismis olamazlar mi?Sabetay Sevi ne kadar degisti ise bunlar da o kadar degisir...Siz Istanbul Belediye Baskanligi koltugunda oturan bir insanin yani Recep Tayyip Erdogan’in 2 yil içinde topyekün kendini inkar edecek sekilde fikren ve zihnen degisebilecegine inanabiliyor musunuz?Ne diyordu Recep Bey baskanken?Demokrasi amaç için araç yani tramvaydir.Peki amaç ne?Degistim söyleyemem...Iyi de degisimine hikaye diyenler var...Ertugrul Günay gibi eski bir marksisti bile AKP’ye aldik ya...Ertugrul mebus olmak, AKP’de imaj yapmak için bu zarf organizasyonu, peki ya mazruf yani sütrenin gerisi?AKP’de Köksal Toptan gibiler de vardi, ne oldu, bakan ya da parti yöneticisi olabildi mi? Beyin ekip, gizli gündem ekibi degil mi?Hem degistim demene ragmen adin bile ayni. Oysa Sabetay Sevi adindan bile feragat edip Mehmet Aziz Efendi olmustu...Ne dersiniz sevgili okur; Sayin Erdogan mahkemeye gidip adini Tayyip Aziz Efendiye dönüstürse degisimine karine olusturur mu?...ilhan demir - 2009-08-06 18:14:20 evet sayin Tuncay özkan siz çok degerli bir vatandas olarak, destekliyor ve sonuna kadar yaninzdayim, umarim en kisa zamanda partiyin basina geçip,güzel seyler yapmani Allahtan dilerim, Türkiyenin durumu çok vahim çok kötü Tuzaga düsürdü hainler Türkiyemizi ,emperyalist ve siyonist isbirlikcisi ve pionlari,bu vatana zaten düsmanlardi,Atatürk cumhuriyetini,savasilmasi gereken kafir devlet diye bu güne kadar beyinleri yikanarak geldiler ve artik heryeri ellerine geçirfiklerini,biliyorlar,ondan dolayidirki sistemi yavas yavas zamana yayarak ilimli islami getirme düsüncesidir, ama hainler sunu unutmasinlarki, Allah söyle diyor, ;;eger sen yahudi ve hiristiyanlarin arzu ve isteklerine uyarsan Allahtan sana ne bir dost nede yardim gelmez,onlara uyanda onlardandir,Allah zalimleri dogru yola getirmez;; ve baska bir mucize ayette ,;ONLAR BIR PILAN KURUYOR BIR PILANDA BEN KURUYORUM;;diyor Yüce Allah ve bu ayetler gerçekten birer mucize günümüzde yasanan olaylari çok ayrintiyle anlatiyor,dolayisiyle yahudiye ve hiristiyanlarin her istedigi yapilmis,daha sonra ise onlarin Türkiyeyle bir pilani var,ama o pilanida zaten yüce Allah haber veriyor,,sonlari hüsran ve elemli bir azaptir hainler kökten sökülerek yok edileceklerdir,Türkan TOPÇU - 2009-08-06 10:39:56 Ne kadar zor durumda olsakta asla pes etmeyeceğiz.Çünkü bu mücadele hayat meselesi,milyonlarca insan hayatının bağlı olduğu bir mesele.Biz biliyoruz ki ya bu mücadelenin sonunda istiklal,ya da ölüm var.Ama bizlere ölüm yakışmaz, bizler başaracağız ben buna inanıyorum.Bir sarsıntı gerek halkı ayağa kaldırmak için,bu ülkedeki vatanseverlerin artık ayağa kalkmaktan ziyade, yol alması gerek.Sakın ola ki umudunuzu kaybetmeyin,çünkü o zaman her şeyinizi kaybedersiniz.nilgun karaalp - 2009-08-06 01:24:07 Ben bu yazinin sizden gelmemis oldugunu farzediyorum.Bouyle bir analizi de "sizden "kabul etmiyorum. Zor elde edilen daimidir.Ve zor elde ettiklerimiz hep bizim kalacakkkkkkkk............Bunu dusunun bilemem bu yazilar size ulasiyor mu yoksa suya mi yaziyoruzzzz??????????Cevap ne olaki???????Kandiliniz de mubarek olsun efendim.Ve bu kutsal gecede tum iyi dualarimiz,temennilerimiz hep sizedir.Sizden de sabir sabir sabir ,metanet bekliyoruz.dr ac - 2009-08-05 23:56:40 sen bu ülkeye fazlasın koca adam,Türkiye seni hak etmiyor...İbrahim Karaman - 2009-08-05 22:17:21 Sayın Tuncay Özkan çok güzel insanlardan alıntıları ile bizlere bir daha,bir daha örnek göstermiştir.Türkiye bizim unutmayalım,Hep beraber Türkiyeyi bu karanlıktan ama biran evvel ama birlik beraberlik içinde çıkaralım. Durmayalım halkımızı uyandıralım,bilgilendirelim bu gerçekleri artık görmelerini sağlayalım.Serdar Hoş - 2009-08-05 19:08:35 Benim hala umudum var...ve bu yazı umutsuzluğu değil umudu müjdeliyor...Öncelikle gerçekliği ortaya koyuyor, çünkü gerçek olmayan temeller üzerine kurulan yapılar hep yıkıldı ama biz gerçeğiz etimizle,kemiğimizle,kanımızlar,düşüncelerimizler,duygularımızla ve bu gerçekliktir bizi kurtaracak olan başka bir yalan değil! 'Gerçeğin gücüyle yaşadığım müddetçe kainatı bile fethedebilirim...Goethe-Faust' gerçek içimizde,sadece görmemiz gerekiyor artık...TURGUT ECEVİT - 2009-08-05 18:44:22 SAYIN TUNCAY BEYBİZE UMUDUMUZU YİTİRMEMEYİ SEN ÖĞRETTİN. ARTIK GERİ DÖNMEYİZ.SENİN LİDERLİGİNDE VEYA BAŞKA BİRİNİN VEYA TEK BAŞIMIZA, SON ATATÜRKÜN ASKERİ YOK OLANA KADAR, MÜCADELE EDECEGİZ. DAİMA UMUTLU OLACAĞIZ. GÖNLÜNÜ RAHAT TUT.BEGÜM GÜR - 2009-08-05 16:57:07 ''Özgürlük, haklar olmadan bir işe yaramaz. Hak ise sorumluluk olmadan geçerli değildir. Özgür, hakça ve sorumluluk bilinciyle yaşayan toplumlar geleceği kucaklarlar. Ahlaksızlık bunlarla yok edilir...''SİLİVRİ...FAŞİSTİN MEZARI OLUR... DİLİYORUM...AYDINLAR ÇIKTIĞINDA...DÜNYA NEFES ALMAYA DEVAM EDECEK.......EMEL GÜRcanımsınız......... - 2009-08-05 16:36:10 yalvarırım yapmayın...Tuncay bey..hani umutsuz ,yorgun satırlar yoktu..hayatımızda......bize ses vermeye..yazmaya düşünmeye devam edin..zaten eridik...hiç olmazsa yok olmayalım..sizin umut dolu mektuplarınızla ayakta duruyoruz...lütfen...((((ATATÜRKÇÜ - 2009-08-05 13:24:01 yıllardır mesajlarımda söylüyorum;buradaki mesajlarımdada yazdım,yazmaktan bıktım usandım.sayın Özkana da yazdım "bu akp yi hiç bir güç durduramaz,çok çaresiz ve umutsusuz"diye.bazı ları itiraz etti.geleceği görmuyormuşum....vs. sonunda Tuncay ÖZKAN ada söylettiniz.zekası geri olanları bile düşünerek "aydınlık günler bizim....." gibi laflar ediyordu.bazı insanların umudu kırılmasın diye.ama baktıki gerçeği söylemenin zamanı geldi,ve söyledi.fırat gül - 2009-08-05 10:37:11 Fikir, sanayi ve bilim üretme sorumluluğunu üzerine almayan, bilim kurumlarında bilim yerine politika ile uğraşan onuda bilimsel olmak dışında sırf taraf olma adına yapan insanlar haline getirildik. Bu bir çırpıda olmadı, Atatürkün ölümü üzerine yavaş yavaş toplum genlerimizi işldi ABD si ve Avrupası. Bugün Özkan ın dediği gibi bir toplum olduk. Tembel, düşünemez, sorumluluk alamaz, birkısmı ekmek için, bir kısmı lüks için çalışan bir toplum olduk. Geri dönüşü yine aynı yollarda olmalı, önce bu vicdansız ve satılık yöneticileri değiştirmeli ardından kendimizi onarmalıyız..recep ekinci - 2009-08-04 22:06:40 bence adı neyse o oldu adını herkes kendine göre koysun bence 12 eylülün bir başka şekli bu bakınız her ilçede diyorum her mahallede fettulah tipi örgütlenme var 15 kişilik guruplar halinde çalışıyorlar. bakınız üstüne basarak söylüyorum. en tehlikeliside bunlar aydın atatürkçü kılığında içimize sızmaya başladılar. kolumuzu kanadımızı kırmak üzereler. bakınız irana giden çok insandan duydum bizim yobazlardan iranda bile yokmuş bakınız maçın uzatmaları oynanıyor. son hareketide yaparsa bunlar vay bizim halimize bunların içinde çok değişik tarikat gurupları var bunlar kendi içlerinde bile bölünürr Müzeyyen BOYRAZ - 2009-08-04 21:25:56 Yürümeye başlayalım arkadaşlar.. Ancak o zaman güneş ufuktan doğacak ve BİZ o güneşi kucaklayacağız... Güneşe doğru gidelim.. Hemen ve hızlı adımlarla... Daha fazla geç kalmadan...esin serap - 2009-08-04 20:31:41 gericilikten, cehaletten, esaretten kurtardığı halkını kurduğu laik cumhuriyetle çağdaşlaştıran, dik duruşu ile halkına onurlu, gururlu ve ahlaklı olmanın erdemini benimseten, eğitime verdiği önem ile aydın bir ulus devlet yaratan ULU ÖNDERİMİZ'in emaneti ne yazık ki 86 yılın sonunda son iktidarla fakirliğin, cehaletin, onursuzluğun ve ahlaki çöküşün süratle arttığı yozlaşmış bir topluluğa dönüştü. ekonomik anlamda had safhada sınıf farkı oldu. sorgusuz sualsiz her şeyi kabul eden, hiç bir şeyi umursamayan, hiç bir şeyin farkında olmayan, okumayan, tv.de kendisine ne veriliyorsa onunla yetinen, çoklu ilişkilerde kaba, saygısız, tahammülsüz insanlar yani saymakla bitmez böyle acayip bir toplum oluşturuldu. ben bütün bunlardan kurtulmak istiyorum, üzülüyorum, hınçlanıyorum, güvensizim. ama inançlıyım, umutluyum. işte bu yüzden Yeni, yepyeni başlangıçların zamanı.canımsınız.... - 2009-08-04 19:20:37 siz varsınız ya biz varız ya...bizim sesimiz var....ses verin Tuncay bey biz duyuyoruz..HALIM - 2009-08-04 19:06:02 artik herkes tarafini secmeli. ya CUMHURIYET en ve ATATURK ilke ve DEVRIMLERINDEN yana olcaksin yada bunlar gibi yalaka ,duzenbaz ,hirsiz ,hilekar ,riyakar , hak yiyen , yalanci duzenbaz olacaksin . ben yolumu sectim MUSTAFA KEMALIN bir neferiyim . yolum ATATURK un aydinlik ve TAM BAGIMSISLIK yoludur . benim goibilerin GAZAMIZ MUBAREK OLSUN .Murat Aslan - 2009-08-04 19:01:28 Bu Günlerdeki PKKci AKP iktidari olmasina Ragmen,Türkiye Saha kalkacaktir.Tankut Yılmaz - 2009-08-04 18:36:04 ''Kimseden mesaj beklemeyin.Gelmeyecek''Biraz uzun bir yazı ama çok anlamlıAhmet UZ - 2009-08-04 17:57:47 Tayyip bir meclis konuşmasında, karşı devrim oldu, bundan dönüş yok dedi. Bunun anlamı laikler tarafından şeriat geliyor olarak algılandı. Avrupalı bu çarpık algılamayı çok önceden iyi tahlil etmiş olmalı ki her şeyi bunun üzrine inşaa etti. Mualefetin haçlı sömürgeciliğine geçişi şeriata geçiş olarak yorumlaması çok acıdır. Çünkü halkın kavrayışında şeriat Allahın emirleri demektir ve bu onun için iyiyye gidiş anlamına gelir. Oysa ki müslüman ideolojisinin kapital i * Kur-an * haçlı ile dost/ortak olanı müslümanlıktan çıkarır. Kitapta , ibadet denetimi allaha, adalet denetimi insana bırakılmıştır. içki yi sadece namaz kılmada yani ibadet ederken yasaklayan kitabın, bu en önemsiz sayılabilecek kuralı haçlılar tarafından öne çıkarılırken , ortadoğuyu köle yapan haçlı ile ortak olma yasağı ( ortak olanlar müslümanlıktan çıkarılırlar) halı altına süpürülmüş, gözlerden kaçırılmıştır. halka bilginin ulaştırılamadığı,cahil kaldığı bu ortamda yetişmiş kesimin halkın anlayışını kavrayamayışı ve ondan kopması, bilgisizi bilgiliye üstat yapmıştır. normalde bilgisizlik bilgiyi yönetemez bu doğaya aykırıdır ama bu aykırılık haçlıların bilgisizin arkasına geçmesi sonucu başarılı olmuştur. bunun örneği , tc devletinin geniş bütçesi ile sahip olamadığı eğitim yatırımlarını fıkara fetullah gülen gibi para yı nereden bulduğu sorgulanamayan haçlıya sığınmış biri tarafından yapabilmektedir. haçlının bu hareket kaabiliyeti ise müslüman zenginlerle haçlı zenginlerin dost/ortak olması sonucu gerçekleşmiştir. türkiye de halk kendi başını laik ve din düşmanı diye red ederken , kendisine kanı uyuşmayacak haçlı şeriatını baş seçmiştir. Mustafa AKTEN - 2009-08-04 16:47:10 Vatan ve Milleti bölünmez bütün olarak tarif eden Anayasa, Atatürk Cumhuriyetinin koruyucusu ve kollayıcısı olan Atatürk Gençliği, zorda ve darda kaldığında uyacağı Bursa Nutku, kimlere miras olarak bırakılmıştır?Elbette Tuncay Özkan gibi düşünüp, aynı kulvarda yılmadan, usanmadan,korkmadan başına geleceklere aldırmadan, mücadele etmek ve Din ağırlıklı Faşist sultayı Laik Cumhuriyet yerine kaim kılmaya çalışan AKP ve şurekasını devirmek, Türkiye siyasi hayatından ve kadrolaştıkları Devletin tüm ünütelerinden atmak, Atatürk'ün anlattığı ve anladığı şekliyle laik Cumhuriyeti devlet hayatında yeniden kaim kılmak isteyenler için vardır.Onun için sayın Tuncay ile beraber Bizkaçkişiyiz=MSD=UGD=Yeni Parti=Tuncay Özkan yanındayız. Fikirlerine görüşlerine saygı duyuyor, Cumhuriyet mitingleri mimarı olmandan, buralarda doğruları haykırmandan ve seninle aynı idealleri paylaşmaktan iftihar ediyoruz. Filiz Yeniyapar - 2009-08-04 16:18:05 Sevgili Tuncay Özkan, söyledikleriniz çok doğru. Görünen köy klavuz istemez derler bizim durumlarda öyle. Geleceğimizin nasıl olmasını istiyorsak ona göre isteyip çalışmamız gerekiyor. Sevmediğimiz birileri sevmediğimiz şeyleri yapıyor ve şaşkın şaşkın bakıp aaaaa nasıl da yapıyorlar diyoruz. İstersek biz de başarabiliriz. Dürüstlük, istemek, mücadele para istemez. Yüreğinize sağlık. Saygı ve sevgilerimizle en kısa sürede özgürlüğünüze kavuşmanız dileğiyle.Yunus Yüksel - 2009-08-04 15:26:10 Halk kendisini menfaatler yalanlar ve kendi ayıplarını örtmeye adarsa bu ülke ne yazıkki çöker...yıllardır annelerimiz babalarımız dede ninelerimiz siyasilerden şikayet ettiler Atatürkten sonra bu ülke için kim hayırlı işler yaptıki ? peki bu insanlara oy verenler kimdi yine annelerimiz babalarımızdı Rahmetli Ecevit gider ayak ülkeye pek çok zarar verdi Akpnin gelişininde mimarlarından birisi oldu şimdide başımızda Akp belası var geçmişte olduğu gibi Akpye oy verenlerde yine bu halkın insanları gelecekte yine homurdanırız geçer diyorlarsa yanılıyorlar bu seferki eski siyasilere benzemiyor bu seferki Türkiye Cumhuriyetinin temellerine dinamit döşüyor herkes menfaatlerini yalanları dolanları ve kendi ayıplarını bir kenara bırakırsa bu ülke tekrar ayağa kalkacaktır ama Akpnin yanında güçlü bir menfaat yalan ve ayıp desteği var Allah geleceğimizi hayır etsin :)
|
 |
| İmza Kampanyası (Katılan Son 15 Kişi) |
|
 |
|
HUKUK DEVLETİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İÇİN İMZA KAMPANYASI
1 - Turgay Turan 2 - Murat Zeybek 3 - Berrn Kadaş 4 - Turan Akyüz 5 - M Ali Kavuk 6 - Hacer Ucer İzmir 7 - Ali Kaya 8 - Zehra Alpay 9 - Burcu Kökyem 10 - Gülten Usalan 11 - Ercan Arslan 12 - Vedat Mertoğlu 13 - Erhan Erman 14 - Mine M. Aray 15 - Seda Serbes
Sizde Bu Kampayaya Katılmak İçin Tıklayın |
|
 |
|
 |
|
|