Silivri’de özel olarak kurulmuş bir mahkemede özel bir hukuk uygulanıyor. Ne yazık ki buna herkes alışmış görünüyor. Oysa hukuka, demokrasiye inanan kimsenin böyle bir duruma alışmak bir yana göz yummaması gerekir.
Kamuoyunda Ergenekon diye bilinen bu sürecin demokrasiyi güçlendireceği, devleti çetelerde, mafyadan arındıracağı inancında olan partilere şu gerçeği anımsatmak istiyoruz:
Devletin üç önemli kurumu; Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı, mahkemeye gönderdikleri resmi yazılarda, Ergenekon adında bir terör örgütünün kayıtlarında yer almadığını ifade etmişlerdir.
Devlet terör örgütlerinden arındırılacak ama, devletin konuyla doğrudan ilgili kurumlarının hiçbirinin bu örgütlenmeden haberi yok!
Bütün meslek yaşamı teröre karşı duruşla, bu alanda araştırma ve çalışmalarla geçmiş bizler, varlığı kanıtlanmamış bir terör örgütünün üyesi olmakla, bu örgüt aracılığıyla hükümeti devirmeye, Meclis’i işlevsiz hale getirmeye teşebbüs etmekle suçlanıyoruz.
Bunun delili olarak gazetecilik faaliyetlerimiz ve anayasadan kaynaklanan ifade özgürlüğüne dayalı haklarımızı kullanmamız gösteriliyor. Daha açık bir ifade ile gazeteciliğimiz ve siyasi düşüncelerimiz nedeniyle yargılanıyoruz.
Bunun açık kanıtı mahkeme heyetinin bize yönelttiği sorular ve iddianamenin içeriğidir.
Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyoruz. Gerçek zamanın çocuğudur. Zamanla bütün gerçeklerin açığa çıkacağına inanıyoruz. Bundan hiç kuşkumuz yok. Bu anlamda yargılanmaktan çekinmiyoruz, gocunmuyoruz. Ancak yargılanmanın tutuklu yapılması ve çok yavaş ilerlemesi bizi hukuksuzluğa mahkum etmektedir. Önce hüküm verelim, sonra yargılayalım anlayışı mı var sorusunu akla getirmektedir.
Buna sessiz kalamazsınız.
Siyasi partiler sadece yaptıklarından değil, yapmadıklarından da sorumludur.
Lütfen, sanıkların ve avukatların da söz aldığı bir cuma günü duruşmayı izleyiniz. Önyargılardan arınmış, gerçekleri görmek isteyen herkes bir günlük izlenim sonunda bile davayla ilgili düşüncelerini netleştirecektir.
Bu dava geçmişte kimi suçlar nedeniyle hüküm giyip cezasını çekmiş olanlarla trafik suçu işlemekten bile sakınanların, mafya gruplarıyla medya mensuplarının aynı çuvala konduğu kör bir kuyuya dönmüştür.
Biz yaşamı boyunca düşüncelerini açık yüreklilikle kamuoyu ile paylaşan, siyasi partilerin demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğuna inanan gazeteciler olarak sizi bu çağrıya kulak vermeye davet ediyoruz. Bu konuda duyarlı partilere teşekkür ediyoruz.
Yakın tarihimiz hukukun herkese bir gün lazım olacağını göstermiştir.
Hukuksuzluğa kulak tıkayanlar, hukuksuzluğu sahneye koyanlar kadar sorumludur.
Her şeye karşın hukukun üstün geleceğine olan inancımızla sizlere sesleniyoruz:
Bu gidişe seyirci kalmayın, yakından izleyin!
Tuncay Özkan Mustafa Balbay