TRT-1’de yayınlanan “Enine Boyuna” programına katılan Erdoğan, TEKEL işçilerinden, Milli Güvenlik Siyaset Belgesine ve seçimlere kadar farklı konularda açıklamalarda bulundu. Programa katılan gazeteciler, Ekrem Dumanlı, İsmet Berkan, Mustafa Karaalioğlu, Erdal Şafak ve İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlayan Erdoğan’ın, TEKEL işçileri ile ilgili yorumları, AKP Hükümetinin 4-C’yi işçilere bir ‘lütuf’, devleti de özel sektörün önünde bir engel olarak gördüğünü gösteriyor.
‘Sırtımızdaki yumurta küfesi çok ağır’
Programda, “TEKEL işçileri, eczacılar, doktorlar, avukatlara yönelik çalışmalar bir dönüşüm. Bu dönüşüm iyi yönetilebiliyor mu, zamanlaması iyi yapılabiliyor mu?” sorusunu Erdoğan, bunların planlı programlı işler olduğu şeklinde yanıtlayarak, "Sırtımızdaki yumurta küfesi çok ağır. Bunu hafifletmemiz lazım. ’Acaba bu ne der, şu ne der’ diye bakarsak, hiçbir adımı atamayız” dedi.
Erdoğan’ın ifadeleri, TEKEL işçilerinin, eczacıların, doktorların ve avukatların söz konusu dönüşüm sürecinde bir ‘taraf’ olarak görülmediği şeklinde yorumlandı.
İşçiler rahata alışmış!
Canlı yayında ‘TEKEL işçileri için ne yapardınız?’ diye gazetecilere soran Erdoğan’a İsmet Berkan’dan , "TEKEL işçilerine iki yıl vakit verdiniz, başka türlü değerlendirilebilirdi. Başka yerlerde istihdam sağlamak gibi" yanıtı geldi.
Bunun üzerine Erdoğan, 4-C kapsamına ‘evet’ der hale gelenlerin olduğunu iddia ederek, 4-C’ye karşı çıkan işçiler için, "Niye? Şuna alışmışlar. ’Evet nasılsa rahatız. Ben şimdi nereye gönderilirsem gönderileyim, 4-C kapsamında değil de normal statüde, oturacağım, aydan aya maaşımı alacağım’. Şimdi yeni bir teknik geliştirdiler” dedi.
Erdoğan’ın, sahip oldukları hakların korunmasını talep eden TEKEL işçilerini rahatına düşkünlükle suçlaması, akıllara Başbakan’ın TEKEL işçileri için sarf ettiği ‘bunlar devlet malı deniz yemeyen domuz diyenlerdir’ ifadesini getirdi.
Devletin işi özel sektörün önünü açmakmış
Hükümetten, kamuda gerekirse daha düşük maaşla çalışma ve kıdem tazminatının devamının talep edildiğini söyleyen Erdoğan, konuşmasının devamı AKP’nin devletten ne anladığını ortaya koydu. Başbakan’ın sözleri, işçilerin kazanılmış haklarının özel sektörün gelişimi önünde bir engel olarak görüldüğünü, AKP iktidarının özel sektörün gelişmesini tek öncelik olarak gördüğünü gösteriyor.
Erdoğan, “’Biz bu devleti adeta bir özel sektör mantığı ile mi çalıştıracağız yoksa geçmişten bu yana alışılmış haliyle mi yürüteceğiz?’ Devleti bu işin içinden çekmek istiyoruz. Devlet, artık ticaretin içinde olmamalı. Özel sektörün girmediği yere devlet girmeli, özel sektörün girdiği yerde de devlet durmamalı, çıkmalı ki bu işi rekabete açalım, ülkenin bu noktada yatırımı, istihdamı ve üretimi artsın. Bizim bunu başarmamız lazım. Bu kadar gerçekçi bir açıklama yapıyorsunuz, bundan rahatsız oluyorlar” diyerek, çalışandan alıp üretim olmadan TEKEL işçilerinin paralarını vermenin haksızlık olduğunu ekledi.
Ankara’daki işçiler ‘belli bir grupmuş’
Bir gazetecinin TEKEL işçilerinin beklentilerinin nasıl karşılanacağı, Deniz Baykal’ın ‘İktidarı asker değil, TEKEL işçileri götürecek’ sözleri ve 4-C hakkındaki görüşlerini sorduğu Erdoğan, işçilere ve sendikalara yönelik suçlamalarına devam etti.
4-C konusunda sendikaların samimiyetten uzak bir yaklaşım içinde olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bir defa Ankara’da bulunanlar TEKEL işçilerinin tamamı değildir. Oraya gelenler belli bir gruptur. Ama TEKEL işçileri de var, TEKEL işçisi olmayan farklı sendikaların oraya gönderdiği ideolojik yaklaşım içinde olan temsilcileri de var" dedi.
Özelleştirmelerin kendi iktidarlarından önce başladığını söyleyen Erdoğan, özelleştirmelerin üretimi olmayan, verimliliği düşük ve devlete yük olan yerlerde yapıldığını ve TEKEL’in de bu kurumlardan biri olduğunu savundu.
4-C için Türk-İş teşekkür etmiş
TEKEL’in özelleştirilme sürecinin ve işletmelerin kapatılmasının iki – iki buçuk yıllık bir süreyi kapsadığını belirten Erdoğan, açıkta kalan 8 bin 500 işçi için 2004’te 4-C’yi Hükümetin gündeme getirdiğini ve Türk-İş’in bunun için kendilerine teşekkür ettiğini iddia etti.
Bugüne kadar kimsenin 4-C’ye itiraz etmediğini savunan Erdoğan, TEKEL işçilerinin 4-C kapsamına alınmasına dönük uygulamanın hükümetin bir iyi niyet göstergesi olduğunu söyledi.
‘4-C’yi bilirim’
Programda Türk-İş heyeti ile yaptığı görüşme sonrası çıkan yorumlara tepki gösteren Erdoğan, “Biz kendilerine dedik ki, şu anda biz ihbar ve kıdem tazminatını veriyoruz. Dün bu görüşmelerle ilgili maalesef yalan bir haber çıktı. Onu okudum, o da beni ayrıca üzdü. ’Türk-İş Başkanı’nın yanında 4C’yi bilmediğimi’ söylemişim. Bakanlarıma af edersiniz kaba tabiriyle ’fırça atmışım’. Böyle bir şey söz konusu değil, bakanıma çıkışmam söz konusu değil” dedi.
Bakanlardan, kıdem tazminatına ara vermeden devam edilip edilmeyeceği üzerine çalışmalarını istediğini söyleyen Erdoğan, “Gerekirse 4-C’nin içeriğinde de bir değişikliğe gidilebilir ama kaldırmak asla” dedi.
‘Bizi TEKEL işçisi iktidar yapmadı’
Türk-İş önündeki TEKEL direnişini çirkinlikle nitelendiren Erdoğan, “ Bakın şunu da bir meydan okuma olarak almayın ama bizi TEKEL işçisi iktidar yapmadı, bizi milletimiz iktidar yaptı. Ve milletimizin onlar da bireyleridir, kendilerine saygım vardır ama bu saygım hukuk içindedir hukuk dışına çıkıldığı zaman orada olay değişir. Şu anda hukuksuzluğa orada bir yerde göz yumuyoruz yapılanların hiçbirisi hukuki değildir, yasal değildir ama biz demokrasi adına ’buna bir miktar daha katlanalım’ dedik." Başbakan Erdoğan, TEKEL işçilerinin önünde 31 Ocaktan sonra bir aylık bir süre bulunduğunu dile getirerek, "Bir aylık sürece 4-C’ye kim müracaat ederse TEKEL işçileri içinde onlar 4-C’den istifade edecektir. Etmezlerse 4-C’den istifade edemeyeceklerdir. İhbar ve kıdem tazminatı zaten banka hesaplarına yarın yatmış oluyor. Oradan da kendilerine bir imkan doğar" dedi.
Erdoğan, TEKEL işçilerinin durumu ile ilgili son olarak, kıdem tazminatının devamı ile ilgili ‘imkan bulunursa’ düzenleme yapılacağını söyledikten sonra ekledi: "Ama bu düzenleme yapılamazsa, o zaman işçiler paralarını almış olacaklar. Ve yeni bir süreci başlatmış olacağız.”
soL.org