Cumartesi günü gazetelerde Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in söylediklerini okudum. Abant Platformu’nda konuşmuş. Söylediklerine baktım. Özellikle anayasa değişikliği ile ilgili olanlara. Gerçeklerle ilgisi yok. Demokratik ülkelerde olup bitenle de hiç ilgisi yok.
Gerçi söylediklerinin gerçeklerle ilgisi olmaması da son derece doğal. Çünkü Sayın Bakan, zaten ilgisi olmasın diye bakan oldu. Böyle konuşsun diye bakan oldu. Yargı üzerindeki soruşturmaları başlatsın diye, saat sabaha karşı 5.00’te yapılan açıklamaları yapsın diye bakan oldu. Kendisine bağlı olan HSYK gibi kurumları tartışsın, tartıştırsın ve sonra da “bakın bunları değiştirmek gerekiyor, vesayet kurumu oldular” desin diye bakan oldu. Yargıç dürüstlüğü ile onuru ile iktidardan yana değil, bağımsız ve tarafsız yargı anlayışından yana olan Osman Kaçmaz, Ömer Faruk Eminağaoğlu gibi yargıç ve savcılara baskı yapılabilsin diye bakan oldu. YARSAV üzerinde inanılması güç baskılar ve oyunlar sahneye koyulabilsin diye bakan oldu. İlhan Cihaner gibi dürüst, onurlu ve zamanında faili meçhul ölümlere karşı koymuş bir başsavcıya bugün reva görülenler rahatlıkla yapılabilsin, soruşturmalar başlatılabilsin, yasaya aykırı ne kadar önlem varsa tümü rahatça alınabilsin diye bakan oldu. Bunlara karşı koymak isteyen yargıç ve savcılar üzerinde yine baskılar rahatça oluşturulabilsin diye bakan oldu. Bu tür “bağımsız ve tarafsız yargıya inanan” tüm yargıç ve savcılar üzerinde baskı oluşturmak için bakan oldu. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na 2005 yılında, “Başbakan’ın tek başına atadığı” hükmünü koydurttuğu için bakan oldu.
***
Ve bir de tabii boş zamanlarında bazı(!) yerlerde konuşmalar yapıp, bu tür şeyler söylesin diye bakan oldu. Bunlar doğruymuş, yanlışmış, onlar bizim sorunumuz. Türk halkının sorunu, gençlerimizin, çocuklarımızın sorunu, demokratik, laik, hukukun üstünlüğüne dayalı Cumhuriyet anlayışının sorunu; Sayın Bakan’ın sorunu değil ki. O zaten, bizim sorunumuz olan konular, onun sorunu olmadığı için bakan oldu, bakan yapıldı.
Zaten bu dönemin en temel özelliği de bu. Her söylediklerinin gerçeklere aykırı olması. Tamamen “zannettirmeye, algılatmaya”, yani Türkçesi “kandırmaya” yönelik olması. Nitekim “Kürt açılımı” diye başlayıp, içeriği olmayan laf salatası ile devam etmediler mi? Habur açılımını yapıp, “açılım güzel gidiyor” deyip, oradan işi “her gelenin tutuklanmasına” vardırmadılar mı? Demokratikleşme deyip, “Türkan Saylan’ın evini, hem de hukuku zorlayarak” arattırmadılar mı? “Demokrasi getiriyoruz” deyip, yasadışı dinlemeler, gizli tanıklar ve hukuka aykırı yöntemlere işi getirmediler mi? “Yolsuzluklarla mücadele ediyoruz” deyip, siyasetçi çocuklarının gemi sahibi olduğu, siyasetçinin servetinin kaynağını “çocuğunun sünnetinde gelen altınlarla” açıklayabildiği bir düzen yaratmadılar mı?
***
Anayasa değişiklikleri konusu da aynı. Evet Sayın Bakan’ın söyledikleri gerçek değil. Ama yanıt da vermeyecektir. Çünkü zaten vermesin diye bakan oldu. Ama yine de sorun;
1) Dünyada son anayasacılık dalgası 1970’lerin ortasında başladı. Ve bu son dönem çok önemli, çünkü dünyadaki anayasaların çoğunluğu bu dönemde değişti ya da yeniden yapıldı. Acaba bu 35-40 yıllık dönemde, demokratik olduğunu iddia eden ülkelerin bir tek tanesinde bile, bir iktidar partisi “tamamen kendi istekleri ve sadece kendi oyları” ile anayasa yaptı mı? Yaptıysa bir tek örnek versin bakalım. 2) Bir de şu var; bir anayasanın demokratik olup olmadığını belirleyen bir unsur da, “o belgenin, toplumdaki değişik katmanların, sınıfların, grupların, siyasal partilerin isteklerine, taleplerine” yer verip vermediğidir. Pekiyi “yaptıkları bu değişiklik”, işçilerin hangi isteklerini dile getirmiş? Pekiyi tarım kesiminin? Ya sendikaların, işverenlerin, kadınların, Alevilerin, Kürt kökenli yurttaşlarımızın, çevrecilerin, öğrencilerin? Kimin taleplerine? Bir sorun bakalım. Ama net ve açık bir yanıt isteyin, maddeyi de anlatarak. Öyle “Ergun Özbudun’un” yaptığı gibi değil. Ama Sayın Bakan tabii ki yanıt veremez. Çünkü zaten verecek olsaydı, Bakan yapılmazdı. Zaten yanıt vermesin diye, vermeyeceği için, Sayın Bakan, bakan oldu.