‘Vallahi sen düşün!..’
The Taraf gazetesinin dünkü sürmanşeti böyleydi.. Kim düşünecekti? Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ!.. Orgeneral Başbuğ neyi düşünecekti?.
- Anayasanın 138 ve Türk Ceza Kanunu’nun 288’inci maddelerini!..
Pekii, ne diyordu bu maddeler?.. Anayasa madde 138: Kimse mahkemelere talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.. TCK 288: Bir soruşturma ya da kovuşturma sonuçlanmadan, savcı ya da hâkimleri etkilemek için konuşan kişi, üç yıla kadar hapisle cezalandırılır..
Orgeneral Başbuğ, işte bu iki maddeye karşı gelerek suç işlemişti. Peki, ne yapmıştı? Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada, “3. Ordu Komutanı Saldıray Berk’le ilgili suçlamalar, esas itibarıyla bir gizli tanığın ifadesine dayanmaktadır.. Gerçeğin ve Orgeneral Berk’in arkasındayız...” demişti..
The Taraf, işte bu açıklamaya çok kızmıştı!.. Öyle ki, Yasemin Çongar, “Başbuğ suç işliyor, Başbakan susmamalı” başlıklı öfke kusan ve de Tayyip Bey’e talimatlar yağdıran yazısında, Genelkurmay Başkanı’nı bir güzel yargılayıp astıktan sonra, şu satırları karalamıştı:
- Siz dünyanın herhangi bir demokratik ülkesinde böyle bir rezalet gördünüz mü?.. Milli Savunma Bakanı’na 3. Ordu komutanı Berk’i açığa alma talimatını niçin vermediniz?.. Berk’in “arkasında” olduğunu ilan eden Başbuğ’un karşısında Başbakan olarak susup oturacak mısınız?. Hakikaten, siz iktidar mısınız?.
Şu öfkeye, şu celallenmeye bakar mısınız?.. Hani bıraksanız dövecek!..
***
Yukarıdaki maddelerin içeriğini öğrendiniz…
Orgeneral Başbuğ’a yöneltilen ağır suçlamayı da anladınız… Şimdi aynı sıralarda İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın yaptığı konuşmayı görelim:
- Şimdi Danıştay saldırısını kim yaptırmış? Hükümet mi yaptırmış?.. Şimdi kimin yaptırdığı açığa çıktı değil mi? İstanbul’da Silivri’de özel bir mahkeme kuruldu. Ve orada büyük bir yargılama var. İşte şimdi Danıştay saldırısı onun içinde. Danıştay’da hâkimi katleden kişi de, diğer suçlular da şimdi Silivri’de… Kimin yaptırdığı da ortaya çıktı…
Utanma duygusundan yoksun olanların, bırakın manşeti, sayfalarında yer bile vermedikleri bu konuşma, o maddelere, hem de sonuna kadar girmiyor mu acaba?.. Bu durumda Beşir Bey, hem savcı, hem yargıç ve de cellat kişiliğine geçiş yapmış olmuyor mu acep?!.. Cellat deyince aklıma geldi; bu maddeler gereği gibi işletilse, bu sürmanşetleri çekenler dahil, yanaşma medyadan kaç kişi dışarıda haysiyet cellatlığı yapabiliyor olurdu, sorarım size?.. Tayyip Bey’in ve Beşir Atalay’ın, Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ü bile isyan ettiren “Silivri’de özel mahkeme kuruldu” açıklamaları suç oluşturmuyor mu acaba?.
Daha yüzlerce örnek sayabilirim.. Sorgu odasından çıkıp gelmişçesine insanların özel yaşamlarına varıncaya dek her türden yalanı manşetlere kusan gazeteci kılıklı tetikçilerin yüzlerce “yönlendirme haberinden” söz edebilirim. Ama değmez!.. Yukarıdaki örnekler yeterli… The Taraf, aslında çok hayırlı bir hizmette bulundu!.. Hemen o ünlü özdeyişi anımsadım:
- Merdi Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş!!!
Bir Yurtsevere Mektup (52)
Sevgili kardeşim Balbay, haftalar sonra duruşma salonunda seni ve Tuncay’ı görüp konuşmak bana ne kadar iyi geldi anlatamam.. Aramızda derin bir boşluk ve jandarmalar vardı ama olsun; dimdik duruşunuzu görmek, sesinizi, üstüne senin esprilerini ve kahkahanı duymak yetti kardeşim… Bu yazıyı bitirip Turgut Özakman’ın “Dersimiz Atatürk” filminin gösterimine gideceğim. Can Dündar’ın “Mustafa”sından sonra bu film herkese iyi bir ders olacak gibi görünüyor!.. Turgut Hocamla telefonda kulaklarını çınlattık.. Biliyorum, gittiğimde yüzlerce insan bana yine seni soracak, selam ve sevgi gönderecek.. Orada koltuğun bile hazır olacak, çünkü yürekler bir olacak..
Seni ve tüm yurtseverleri, “güneşli günlerin yakın olduğunu” bilen bir yurtseverin tüm gücü, sıcaklığı ve kararlılığı ile kucaklıyorum..