Ekonomik Kurtuluş Savaşı’nda kararların hızla, ülke ve toplum yararına alınabilmesinin önemli şartlarından birini gerçek demokrasi oluşturuyor. Zira bugün dünyada iki tip demokrasi var. Bir tarafta AB ve ABD’nin kendi insanları için uyguladığı demokrasi, bir tarafta da biz ve bizim gibi ülkelere dayatılan sözde demokrasi…
Bu nedenle Türkiye önce demokrasi anlayışını gerçek bir sistem üzerine oturtarak işe başlamalıdır. Bu sistemde şeffaflık, kuvvetler ayrılığı, vatandaşa hesap verebilirlik ve hukuk esas olmadır.
İşe önce demokratik bir anayasa ile başlamalıyız. Ama kast ettiğim bugün bize dayatılan, bizden önce AB ve ABD’li yetkilileri sunumu yapılan sözde demokratik anayasa değil… İşin özünü ortaya koyan, son derece az ama esas maddelerden oluşan, belki de herkesin ezbere bilebileceği bir özellik taşıyan bir anayasadan söz ediyorum.
Bunun temelini de kuvvetler ayrılığı oluşturuyor. Peki kuvvetler nasıl yapılanabilir? İşte mevcut maddelere göre ayrıntılar:
Yasama bağımsızlığı: (TBMM Kuruluşu) Madde 75: 300 üyeden oluşacak. (Milletvekili Seçilme Yeterliliği) Madde 76: 30 yaş sınır olacak ve minimum yüksekokul şartı getirilecek. (TBMM Seçim Dönemi) Madde 77: Bir yasama dönemi 4 yıldan oluşacak. (Yasama dokunulmazlığı) Madde 83: Dokunulmazlık olmayacak. (Milletvekilliğinin düşmesi) Madde 84: İstifa eden milletvekilliğinin milletvekilliği sona erecek.
Yürütme bağımsızlığı: (Cumhurbaşkanı seçimi) Madde 102: İki dereceli seçimle millet tarafından seçilir. (Bakanlar Kurulu kuruluşu) Madde 109: Cumhurbaşkanı hükümeti TBMM dışından atayacağı bakanlarla kurar. Elbette bu isimlerin konusunda uzman olması zorunluluğunu belirtmeye gerek yok. Yasama ise dışarıdan atanan hükümeti denetlemek ve yasama filini gerçekleştirmekle yükümlü hale getirilmelidir.
Yargı bağımsızlığı: (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) Madde 159: Başkanını iki dereceli seçimle belirler. Hükümetten ve bürokrasiden üye bulunmaz.
Sistemin ikinci ayağını ise demokratik bir seçim sistemi oluşturuyor. Türkiye’de yıllardır tüm partilerin diline pelesenk olmuş, ama realiteye geçememiş bu ütopyayı da gerçeğe dönüştürmeden, Ekonomik Kurtuluş Savaşı’nı başarmak mümkün değil. Bu çerçevede demokratik seçim sistemi, Türkiye’yi 300 seçim bölgesine ayırma ile temellendirilecek. Her bölgede yine iki dereceli seçim olacak. Birinci seçim tercihli… Yani aday olmak isteyen herkes demokratik hakkını kullanacak. İkinci derecede en fazla oyu olan iki kişi yarışacak. Sonuçta yüzde 51 veya üstünü alan seçilecek. Zira böylece vatandaşa hesap veren milletvekilleri yaratmak mümkün olacaktır. Bugün güç parti genel başkanlarındadır. Ve vekiller vatandaşa rağmen, parti genel başkanlarına yaranmakla meşguldür. Aynı sistemle yerel seçimler de iki dereceli gerçekleşecek.
Gerçek demokrasinin bir diğer ayağını da Demokratik Siyasi Partiler Kanunu oluşturuyor. Başkanlık seçimi de aynı sistemde iki dereceli yapılmalı. Başkanlık en fazla iki dönem olmalı. Ayrıca bazı partilerin yaptığı gibi, bu sonradan tüzük değişikliğiyle durumu kotaracak yapıda gerçekleşmemeli. Kanunla sabit tutulmalı. Delegelik sisteminin de tamamen kaldırılması ve bunun yerine seçimlerde tercihli sisteme geçilmesi gerekiyor. Ayrıca tüm partiler ülke sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili projelerini finansmanını da göstererek web sayfasında yayınlamalıdır. Tüm partilerin bu internet siteleri on-line olarak Yüksek Seçim Kurulu’na bağlanmalı ve tüm yazışmalar kayda alınmalıdır.
Elbette olmazsa olmaz ayaklardan biri de hukuk. Türkiye’nin mutlaka demokratik hukuk kurallarını belirlemesi gerekiyor. Tüm kanun ve uygulama yönetmeliklerinin, demokratik hukuk kurallarına uygun olması sağlanmalıdır. Ayrıca yönetmelikler ve tebliğler, bugün olduğu gibi kanunun sınırlarını aşmamalıdır. Zira bugünkü sistemde TBMM tarafından çıkarılan kanun, hükümetler tarafından yayınlanan tebliğ ve yönetmeliklerle tanınmaz, işlemez hale geliyor. Bu bir anlamda Yasama’nın yetkisinin, Yürütme’ye devredilmesi anlamını da taşıyor.
Eğer bunları gerçekleştirirsek, Türkiye için çalışacak kadroları da oluşturabiliriz. Ancak bu kadrolar, Türkiye yararına işlere imza atacak ve Ekonomik Kurtuluş Savaşı’nın başarılmasının teminatı olacaktır. Bugünkü yapıyla bu savaşın yapılabilmesi mümkün değil. Yarın Ekonomik Kurtuluş Savaşı’nın Milli Banka ve bundan doğan Milli Tasarruf ayağını sizlerle paylaşacağım.
Fakat şunun altını tekrar çizmekte fayda var. Gerçek demokrasiye, proje üreten insanlara sahip olmadan Ekonomik Kurtuluş Savaşı’nda başarılı olamayız. Bize dayatılan değil, uluslararası kurallara uygun bir demokrasiyi benim ülkemde de hak ediyor. Yoksa bize dayatılan demokrasinin bir benzerini Afganistan ve Irak’a da getirenler var. Onlara silahla gelen, bize medya ve siyasetle giriyor. Türkiye artık buna ‘dur’ demeli.
cetinunsalan@yahoo.com