Kürt kardeşlerimizin kanaat önderlerinden bir büyük ricam var. Bütün Türkleri aptal olarak görme ırkçılığının tuzağına düşmesinler, Kürtler ile et ve tırnak gibi birbirinden ayrılmaz hale gelmiş olan Türk kardeşlerimden rica ediyorum, kendilerini bütün dünyaya ahmak gibi gösteren davranışlarından vazgeçsinler.
Eğer iki taraf da bu hususlara dikkatle uyarlarsa, sahte fırsatlar, aptal umutlar, saçma öneriler ve konuşmalar ortadan kalkar, Kürt sorunu denen, çözülmesi herkes için yararlı ve zorunlu sorun gerçek boyutlarıyla konuşulmaya başlanır ve yalanların çevresindeki çemberde hora tepmeye son verilir.
Dün, Sayın Abdullah Gül’ün Kürt sorunu ile ilgili şu önemli sözlerini okuyordum:
- Zaman geçerse sorun büyür...
Tam o sırada, televizyonda Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde PKK mayınlarıyla havaya uçan şehitlerimizin haberi yayınlandı. Böyle Gül’ün sözleri havada kaldı.
- Büyüyüp de daha ne olacaktı ki, dedim kendi kendime elimde olmadan.
Son günlerde, son dönemlerde kimin sözcüsü olduğu ciddi biçimde soru konusu edilen bir gazetecinin yaptığı görüşmeler yüzünden, Kürt sorununun çözümünde yeni bir fırsat doğduğu, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiği gulgulesi yayılmaya başlandı etrafa.
***
Fırsatın ne olduğunun yanıtı, önce, elçi gazeteciye Türkiye’nin bütünlüğün bozulmadan çözüme hazır olduklarını bildiren, Karayılan’dan geldi, dün de bütün Türkiye çözüme hazır olanların şehit ettikleri yeni askerlerimizin haberiyle öğrendi fırsatın ne olduğunu.
Karayılan, nereden duymuşsa duymuş bir İskoç modelini ileri sürüverdi. Kürt kökenli vatandaşlarımıza, kendilerine özel bir parlamento kurulacak, kendileri her işlerinde bağımsız, (tabii kibar olmak için özerk diyorlar) olacaklar, lütfen de milli savunma ve dışişleri konusunda Türkiye’ye bağlı kalacaklar.
Bu arada başka ayrıntılar da belirtebiliriz. Örneğin bu modelde, Kürt kardeşlerimiz, futbolda da özerk, daha doğrusu bağımsız olacaklar, belki de İlerde, Hakkârispor-Mardinspor, Diyarıbakırspor-Şırnakspor maçlarını bu ligden izleyeceğiz, Mersinspor vb. gibi takımlar acaba hangi ligde oynayacaklar?
Herhalde, İskoç modelinde olduğu gibi burada da Türkiye-Kürdistan maçları yapılabilecek ve maçlar aramızdaki geleneksel dostluğu pekiştirecek.
Böyle yorumlar, fanteziler, kendini avutmalar, çevresini uyutmalarla oyalanabilirdik, eğer biz bunlarla uğraşırken vatan evlatları kara toprağa düşmeselerdi.
Bu yüzden Atlantik ötesinden düğmeye basılınca, buradan ayaklanıp, fırsat marşı korosuna dönüşmenin anlamı yok.
***
Efendiler, doğan fırsat nedir anlatın!
Herhangi bir Kürt lider ve politikacı, bütünlük içinde çözüm fırsatından söz ettiğinde, kendisine hemen sormamız gereken hususlar şunlardır:
1- Bütünlükten kastın ne?
2- Kolektif azınlık hakları istiyor musun? Yoksa temel hak ve özgürlüklerin herkesin eşit şekilde yararlanmaları yani demokratik hukuk devleti yeter mi?
3- Otonomi düşünüyor musunuz? Ve otonomiden ne anlıyorsunuz, otonom bölge nereleri kapsıyor?
4- TBMM’yi kendi yasama organınız olarak kabul ediyor musunuz?
5- İdari özerklikten kastınız nedir, yeni bir eyalet yapılanması mı istiyorsunuz?
6- Eğer son şıkkı istiyorsanız, kimi bölgelerin kalkınma yatırımlarını ve altyapıyı kim finanse edecek?
7- Bask modelinde olduğu gibi, her bölge kendi yatırımını kendi geliriyle mi karşılayacak?
8- Eğer aksi bir model öneriyorsanız, Türkiye’nin geri kalanına, bu fedakârlığı nasıl kabul ettireceksiniz?
9- Yoksa amacınız, “İllallah yahu! Herkes kendi devletini kurup yaşasın, o takdirde, daha türdeş, daha dayanışmacı daha mutlu bir toplum olur” dedirtmek mi istiyorsunuz çoğunluğa?
Daha sorulacak çok soru var ama onları da sırası gelince ortaya atarız.