DOĞAN Kitap’ın yıllardan beri kendisine anılarını yazması için teklifte bulunuduğunu ama zamanı olmadığından bunu bir türlü gerçekleştiremediğini belirten Yılmaz Büyükerşen, “Dostlarım da anılarını yaz kaybolmasın diye çok ısrar ediyorlar. Ben de ‘emekli olunca yazarım’ diyorum ama hâlâ emekli olamadım. Zaman fukarası biri olarak yazmaya bir türlü fırsat bulamadım. Her seferinde atlattım” dedi.
Büyükerşen yazma süreciyle ilgili şunları söyledi:
“Benim gibi zaman fukarası olan için ‘nehir söyleşisi’ diye bir sistem icat etmişler. Bir çeşit röportaj gibi. Sanki uzun bir nehirde teknedeyiz, gidiyoruz, sen de anlatıyorsun. Bu söyleşiler sırasında kendimi Nil Nehri’nde gemiyle tarihi bir geziye çıkmış gibi hissettim. Hakkımda detaylı bir çalışma yapıp yüzlerce soru hazırlayan editörüm sordu ben de filmi geri sarıp, o günleri yeniden yaşayarak anlattım.”
Genç kuşaklara kılavuz
Kitabı, basıldıktan sonra okuyabildiğini belirten Büyükerşen, “Çocukluk yıllarıma Cemallettin Taşçı biraz fazla yer vermiş. Niye bu kadar çok yer verdin diye sorunca, ‘Yetişkin olup da kamu hizmetkârlığına başladığın günden bu güne ne yaptıysan hepsinin izleri çocukluğunda var’ dedi. Kitabı okuyunca, 2’nci Dünya Savaşı’na denk gelmesine rağmen demek ki o yıllarda çok mutluymuşuz ki, çocukluk yıllarım çok mutlu anlatmışım. Gençlik yıllarını biraz heyecanlı anlatmışım. İdari görevler başladığında ise başardığım bir işten dolayı yine mutlu bir ifade kullanmışım. Ama siyasi hayata girdikten sonra öfkeli bir dil seziliyor. 500 sayfalık kitapta 100’e yakın olay yer alıyor. Bu ülkede yaşayan genç kuşaklara, hedeflerine ulaşmak için karşılarına çıkan engelleri aşmada yardımcı olacak kılavuz bir kitap” diye konuştu.