Tarihi bir konuşmaydı!..
CHP lideri Baykal, askere sivil yargı yolunu açan “gece yarısı yasası”nı Anayasa Mahkemesi’ne götürme kararını açıkladığı konuşmasında, iktidara ve destekçisi liberal sürüngenlere, çocukların bile anlayabileceği açıklık ve sadelikte bir hukuk dersi verdi!..
Öncelikle; bu düzenlemenin “darbe girişimlerini önlemek üzere getirildiği” iddiasının gerçek dışı olduğunu anlattı. Darbe girişimlerinin, sivil mahkemelerde yargılanması önünde hiçbir engel olmadığını örnekleriyle gösterdi.. Gece yarısı verilen iki önergenin de anayasaya aykırı olduğunu, maddeleri karşılaştırarak gösterdi. Ve en önemlisi; “bu düzenleme AB’nin talebiyle yapılmıştır” iddiasının külliyen yalan olduğunu altını çizerek belirtti.
Baykal, 2004’ten bu yana tüm AB ilerleme raporlarını okudu ve bu yasanın içeriği ile ilgili tek bir kelimenin geçmediğini “yalan koalisyonunun” adeta gözüne soktu!.. Yargıyla ilgili AB istekleri tabii ki vardı; örneğin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) bağımsız olması, Adalet Bakanı ve müsteşarının bu kuruldan ayrılması… Kürsü dokunulmazlığı dışında tüm dokunulmazlıkların kaldırılması… Yani AKP’nin asla kabul etmeyeceği gerçek reformlar! Baykal, Tayyip Bey’e çağrıda bulunarak “AB’nin bu isteklerini hemen yasalaştıralım” bile dedi!.. Sonunda da bu yasanın gerçek amacını ilan etti:
- Söz konusu olan askeri vesayet değil, Tayyip Erdoğan vesayetidir!.. Faşizm, askeri bir rejim olmak zorunda değil. Faşizm askeri kumandası altına almış olan bir sivil hegemonya rejimidir …
Evet, durum tam da budur!..
***
Böyle olduğu da son günlerde yaşadıklarımızdan bellidir!..
Cumhurbaşkanı, yasayı onaylarken altına aslında hiçbir hukuki değeri bulunmayan “yeni bazı düzenlemeler yapılmalı” şerhi koydu mu?.. Koydu!.. Hükümetin en yetkili ağızları bu düzenlemelerin yapılacağını açıkladı mı?.. Açıkladı!.. Ardından ne oldu? Biri eski Genelkurmay Başkanı, diğeri ikinci başkanlık yapmış iki emekli komutan hakkında suç duyuruları yapılıverdi!..
Yaşar Büyükanıt hakkında “Şemdinli davasından” sivil mahkemede yargılanması için başvuruda bulunuldu. Kabul edilirse, sülalesiyle birlikte ABD’ye, Fethullah’ın kollarına koşan bu davanın meslekten ihraç edilen savcısı Ferhat Sarıkaya’yı çağırmazlarsa ayıp olur!.. Çevik Bir hakkında da DTP ve İnsan Hakları Derneği tarafından 1998 yılında hazırladığı iddia edilen “Andıç” belgesi nedeniyle suç duyurusu yapıldı… Hiç kuşkunuz olmasın, bu daha başlangıç!..
HSYK’de ise son derece vahim bir oyun oynanıyor... 2000 savcı ve hâkimin tayini bakan marifetiyle önleniyor ve bu durum, yanaşma medyanın tetikçileri tarafından “Ergenekon” sosuyla kamuoyuna servis ediliyor!.. Üstelik, “belki bu yıl tayin olmaz” cüreti ve “hükümet, Ağustos Şûrası’nda büyük bir operasyona ihtiyaç duyabilir. Bazı komutanlara emeklilik yolu gözükebilir” tehdidiyle!.. Yani benim geçen hafta yazdığım “30 Ağustos Oyunu” başlıklı yazımın daha mürekkebi kurumadan “ahlaksız oyun” başladı bile!..
- Bi zahmet, rejimin adını da siz koyun!..
Bir Yurtsevere Mektup(XVII)
Sevgili kardeşim Balbay, biraz önce Reha’ya yazdığın mektubu okudum Vatan’daki köşesinde.. İkinci iddianamenin senin hakkındaki “delillerin ve hukuki durumun değerlendirilmesi” bölümünü okumasını rica etmişsin. O bölümü ben de bir kez daha okudum, her satırında acı acı gülümseyerek!.. Gizli belgeleri ele geçirmiş olmanla ilgili satırlara gelince gözüm kütüphaneye, yazdığın kitaplara gitti, o belgeleri kullandığın kitaplara!. “Okumuşlar mıdır acaba?” diye düşünmeden edemedim!.. Geçen gün kendi köşene gönderdiğin mektubun son cümlesinde, “neden tutuklu olduğunu anlayamadığını” söylemişsin.. Hiç kuşkun olmasın kardeşim, seni suçlayan o üç sayfayı okuyan herkes, aynı duyguyu paylaşıyor!..
Sevgili kardeşim, seni ve tüm yurtseverleri, milyonlar adına bir yurtseverin olanca gücü, sıcaklığı ve kararlılığı ile kucaklıyorum…