Genelkurmay Başkanlığından 16 Ocak 2009 tarihinde Ergenekon davasının görüldüğü mahkemeye gönderilen yazıda MİT tarafından 2003 yılında gönderildiği belirtilen Ergenekon ile ilgili bilginin kayıtlarda olmadığı bildirildi. MİT tarafından mahkemeye gönderilen yazıda 2003 ve 2006 yılında Genelkurmay Başkanlığı’na iki kez Ergenekon dosyası gönderildiği belirtilmişti. 2006 yılındaki dosyanın geldiğini belirten Genelkurmay Başkanlığı, 2003 yılındaki raporundaki kayıtlarında bulunmadığını ayrı bir yazıyla mahkemeye belirtti.
Gelişmeler üzerine bugün mahkemedeki avukatlar, 2003 yılındaki dosyanın nasıl olup da Genelkurmay Başkanlığı’nın kayıtlarına girmediğinin sorulmasını istedi.
TUNCER: GLOCK’A RUHSAT ALACAK PARAM YOK
Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında ise Abdulmüttalip Tuncer savunma yaptı. 1990-93 yılları arasında PKK’da yer alan Tuncer, 1993 yılında teslim olup itirafçı olmuştu. Tuncer, iddianamede Ergenekon’un tutuklu sanıklarından Hayrettin Ertekin’e bağlı çalışan örgüt üyesi olmakla suçlanıyor.
Tuncer savunmasında, Ertekin’in kendisine sadece iş verdiğini, örgüt ilişkisi bulunmadığını, Ertekin’e ait olduğu belirtilen Glock marka tabancanın kendisine ait olduğunu ve ruhsat alacak parasının olmadığını söyledi. Tuncer, PKK saldırılarından korunmak için silahı bulundurduğunu belirtti.
Tuncer ifadesini alan savcıların, PKK itirafçısı olarak Jandarma İstihbarat’ta çalıştığı dönemde kendisinden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Güneydoğu’daki kanun dışı işlerini anlatmasını ve kanun dışı iş yapan komutanların isimlerini vermesini istediğini söyledi. Savcıların kendisini tanık olarak tanımlayabileceklerini söylediğini iddia eden Tuncer, bu talebi reddettiği için tutuklandığını ileri sürdü.
JİTEM YOK, JİT VAR
Tonçer, görev yaptığı dönemden pek çok komutan tanıdığını, 7 yıldır hiçbiriyle görüşmediğini belirterek “Komutanımın beni tanıması suç değil ki?” dedi.
Sanık Tonçer, JİTEM’le faaliyetlere katıldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını savunarak, “1993 Ekim ayında PKK’dan yeni ayrılmıştım. Diyarbakır Cezaevi’ndeydim. JİTEM diye bir şey yok. Jandarma İstihbaratı, kısa adıyla JİT var” iddiasında bulundu.
Hayrettin Ertekin ile PKK itirafçısı Adil Timurtaş aracılığıyla tanıştığının doğru olmadığını ileri süren Tonçer, “Ertekin ile ismini vermek istemediğim, çok sevdiğim emekli bir komutanım aracılığıyla tanıştım. Sağ olsun beni kabul etti. Bana iş verdi” diye konuştu.
“Ergenekon” diye bir örgütten haberi olmadığını ifade eden Tonçer, savunmasına şöyle devam etti:
“Savcılar Mehmet Ali Pekgüzel ve Zekeriya Öz bana, ’10 yıl TSK ile PKK’ya karşı mücadele ettin. TSK’nın bölgede yaptığı kanun dışı olayları anlat, komutanların ismini ver. Seni Ergenekon örgütüne katmayız’ dediler. Şok oldum. ‘Nasıl olur, onlar beni kurtardı’ dedim. ‘Böyle şeylere tanık oldun mu?’ diye sordular. ‘Hayır asla olmadım’ dedim. ‘Seni koruruz’ dediler. Tekliflerini reddettiğim için Ergenekon soruşturmasına dahil edildim.”
“PKK HİÇ KİMSEYİ AFFETMEZ”
Hayrettin Ertekin dışındaki sanıkların hiçbirini tanımadığını söyleyen Tonçer, gerçek isminin ve adresinin iddianameyle deşifre olmasına tepki gösterdi.
PKK itirafçısı olarak can güvenliğinin olmadığını savcılara ifade ettiğini vurgulayan Tonçer, “Buna rağmen, ismim, adresim gazetelerde çıktı. PKK hiç kimseyi affetmez, özellikle beni. 10 generale sıkacağınız kurşunu bir itirafçıya sıkın derler. PKK beni Cizreli Ali diye biliyordu. Bu kod adını 15 yıldır can güvenliğim için kullanıyordum. Oğlum bile beni Ali diye biliyor. Aile bilgilerimin deşifre edilmesiyle suç işlendi. Aileme zarar gelirse bunun sorumlusu Zekeriya Öz ve Mehmet Ali Pekgüzel’dir. 20 yıl geçse de bu böyledir ya da beni korumaları lazım.”
Adalet Bakanlığına iki kez başvuruda bulunduğunu ancak savcıların görevlerini kötüye kullanmadığının belirtildiğini anlatan Tonçer, ”(İşlem yapılmasına gerek yok) diyorlar. PKK’yı unuttular herhalde. Ailemi korumadıktan sonra isterse 40 yıl versin. Benim ailemi kim koruyacak? Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin mi? Olacakların sorumlusu önce savcılar, sonra odur” dedi.
Tonçer, PKK itirafçısı Aldülkadir Aygan’ın, son dönemdeki açıklamalarını PKK’nın isteği üzerine yaptığını öne sürerek, “Aygan, PKK’nın kucağındadır. Aygan isterse söylemesin, kafasına sıkarlar. İsveç’te yaşıyor, ben niye yaşamıyorum?” ifadesini kullandı.
SADECE YARDIMCI OLUYORUM
Abdülmuttalip Tonçer’ın, Muş ve ilçelerinde olup bitenle ilgili aldığı bilgileri emniyete aktardığını, bunu yardımcı olmak için yaptığını belirterek, “İddianame ‘muhbir’ diyor. Ne muhbiri, sadece yardımcı oluyorum. O zaman bir şey olursa, bir daha söylemem. Uyuşturucu gelmiş gitsin, silah gelmiş gitsin o zaman” dedi.
‘PAŞANIN MALZEMELERİNİ ALMAYA GİDİYORUM’
Bir telefon konuşmasında, “paşanın malzemelerini almaya gidiyorum” dediğini hatırlatan Tonçer, burada “paşa” diye bahsettiğinin küçük oğlu, malzemeden kastının da oğlunun lensleri olduğunu ileri sürdü.
Tonçer, başka bir telefon konuşmasında, “her gün rapor vermem gerek” dediğini kaydederek, eşinin Muş’ta bulunduğunu, her gün arayıp iyi olduğunu bildirdiğini, konuşmasında bu durumdan bahsettiğini iddia etti.
Haraç aldığı yönündeki iddiayı da kabul etmeyen Tonçer, şunları söyledi:
“Eşimin ailesi Bursa’da kalıyor. Bir rahatsızlık nedeniyle Bursa’ya gitmiştim. Hayrettin Ertekin de otomobiline şanzıman alınması konusunda Faruk adında birine para göndermişti ancak şanzuman bulunamamıştı. Bu nedenle parayı istememi söyledi. Ben de o kişiden parayı istedim. Haraç diye bir şey söz konusu değil.”
Televizyonda izlediği programlarda sürekli JİTEM’den bahsedildiğini ve bu durumun kendisini korkuttuğunu anlatan Tonçer, “Ben JİT’te görev yaptım. Biz askerdeyken böyle derdik. JİTEM’i bilmiyorum” iddiasında bulundu.
Tonçer, tahliyesine karar verilmesini istedi.